Büyük Piramitlerden Albert Einstein'a, bakteriyografi ve sanat terapisine, sanat ve bilim birbirlerinin kendi gerçeklik ifadelerini derinleştirmelerini sağlarlar. Bu yazımızda, sanat ve bilim arasında nasıl bir ilişki olduğunu inceliyoruz. Yazımızda, çeşitli sanat etkinliklerinde yer alan sanat ve bilim ilişkisi konulu sanat eserlerine de yer veriyoruz.
“Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizem. Gerçek sanat ve bilimin kaynağı budur.” Albert Einstein

bilim sanat müzesi
Kısaca tanımlayacak olursak, sanat bir ifade ürünüdür. Temelde, sanatla ilgilenmek, ya gerçekliğimizi anlamlandırmak ya da sanatçının kendisinin bilincinin bir tezahürünü oluşturmak için yaptığı bir eylemdir. Öte yandan, bilim, evrensel, tartışılmaz gerçekleri bulmak için çevremizdeki dünyanın keşfidir. Kısacası, bilim dış dünyayla ilgiliyken sanat içseldir. Bilimin dış gerçekliği anlamak için kullanılırken, sanatın bilinci anlamak için kullanıldığını söyleyebilirsiniz.

Açıkçası, “sanat nedir?” “bilim nedir?”den çok daha tartışmalı bir sorudur. Biz burada genel tanımlardan yola çıkıyoruz. Eğer yazdıklarımıza katılmıyor veya sanat algınızın bizlere yeni bakış açıları kazandırabileceğini düşünüyorsanız lütfen fikirlerinizi bizimle paylaşın.

Gerçek ve güzellik karışabilir mi? Bir bilim eserinin bir sanat eseri olması ya da tam tersi olması mümkün mü? Her şeyden önce, sanat ve bilim arasındaki bağlantı nedir? Hangisi çizgiyi nereye çekiyor? Hatta bir çizgi var mı?

bilim ve sanat ilişkisi alice in wonderland 2

Bilim ve Sanat İlişkisi: İki Kültür Arasındaki Duvarın Yıkılması


7 Mayıs 1959'da Cambridge'deki Senato Evinde verilen bir konferansta Charles Percy Snow, bilim ve sanatın iki ayrı kültürde geliştiğini savundu. Snow, hem sanat dünyasında hem de bilim alanında göze çarpan biriydi, bir romancı ve fiziksel kimyacıydı. Sanat ve bilim ayrılığını insan toplumunun ilerlemesinin önündeki en büyük engel olarak görüyordu.

Edebiyatla iç içe olmaktan çekinen bilim insanları ve bilimsel yöntemi görmezden gelen sanatçılar hakkında endişeleri vardı. Bu durum bir norm haline gelirse, Snow, “iki kültürün” birleşmesine yardımcı olan köprülerin kaybolacağını öngörüyordu. Snow'a göre, ancak bu köprüler hayatta kalırsa kollektif insan aklı büyüyebilirdi. 60 yıl önce Snow'un tasvir ettiği şekliyle sanat ve bilim arasındaki ilişki buydu.

Bir entomolog ve bir performans sanatçısı düşünün; bu iki kişiyi bir araya getiren herhangi bir şey var mı? Sanat ve bilim arasındaki bu keyfi ikiliğin göreceli olarak yeni bir fenomen gibi göründüğü söylenebilir. Ancak, geçmişte, büyük aydınlanma dönemlerinde, bilimsel devrimlere çoğunlukla sanatsal bir patlama eşlik ediyordu. Uzun, karanlık, şiddetli ve verimsiz bir büyünün ardından Avrupa’yı yeniden başlatan Rönesans bunun bir örneği. Her ne kadar öncelikle yeni bir bilimsel ruhla canlandırılmış ve yönlendirilmiş olsa da, Rönesans dönemi sanat için de önemli bir dönemdi.

Bilim ve sanat o zamanlar o kadar derin bir şekilde birbirine bağlanmışlardı ki, ikisinden tek bir olguymuş gibi bahsedilebiliyordu. Rönesans evrenselci ruhunu örnekleyen en iyi figür, aynı anda hem matematikçi, hem ressam hem de mucit olan Leonardo da Vinci'dir.

Ancak, bu  yalnızca bir argüman. Diğer sanatsal ve bilimsel hareketlere bakmak da önemlidir. Bilimdeki bir gelişme sanatta bir gelişime neden olur mu? Yoksa yaratıcı ifade bilimsel deneylere mi yol açar?

Çoğu zaman, bu hareketler eşzamanlıdır çünkü arkalarındaki nedenler aynıdır. Ekonomik refah, ideolojik özgürlük, geniş bir kültürel fikir alışverişi, materyal ve beceri gelişimi, sanatsal ve bilimsel ifadelerin gelişimine katkıda bulunur.

Antik uygarlıkların tümüne olmasa da önemli bir kısmına bakıldığında, sanatsal ve kültürel simgelerin çoğu pratik bir amaca bağlanır. Büyük Piramitlere bakın. Elbette harika bir mühendislik çalışması, ancak sanatsal güzelliği de inkar edilemez.

Akropolis, Babil'in Asma Bahçeleri, Yasak Şehir, Kolezyum, Jetavanaramaya, Chichen Itza ve hatta Empire State Binası gibi mimari harikası yapılar da ekonomik refah ve ulusal gurur, güç ve ifade ile bağlantılıdır.

babilin asma bahçeleri 2

Sanat ve Bilim, İnsani Gelişme, Refah ve Üretkenlik İfadeleriyle Bağlantılıdır


Silikonlar Vadisi'nden önce, San Francisco Körfez Bölgesi bir sanatsal ifade alanıydı. Bunun 18. ve 19. yüzyıllarda Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan uzmanlaşma eğiliminin bir sonucu olduğuna dair kanıtlar var.

İşçiler, genel emekçilerden belirli görevlere sahip çalışanlara dönüştükçe daha çok zamanları ve enerjileri olmaya başladı. Böylelikle, bilim ve teknoloji, ve endüstrinin en niş alanlarında yeniliklere ve gelişmelere daha fazla önem verebildiler. Uzmanlık, sürekli büyüyen bir bilgi birikimi ile başa çıkmayı, endüstrinin çeşitli çabalarını etkin bir şekilde organize etmeyi, bir alanı standartlaştırmayı, toplumu ve ekonomiyi bir bütün olarak iyileştirmeyi ve geliştirmeyi mümkün kıldı.

sanayi devrimi ve sanat 2
Bilim adamları için daha dar bir çalışma alanı, araştırmalarında daha derinlere dalma fırsatı verir. Bu, artık bir disiplinden bir alana -daha önce hiç mümkün olmayacak kadar zaman ve çaba harcayabilecekleri bir alt alana- geçebilecekleri anlamına gelir.

Bilimi yükseltmeyi amaçlayan bu aşırı uzmanlaşma, bilimin kendisine zarar vermenin yanı sıra, sanat ve bilim arasındaki mesafeyi de genişletti. Çünkü, bir birey veya alan bir fikir veya araştırmaya daha fazla odaklanınca, diğer her konu rafa kaldırılır.

Ancak, sanayi devriminin dördüncü jenerasyonu Endüstri 4.0 ile birlikte, şimdilerde, bilimsel deney ve yaratıcı ifadelerin işbirliği yapması her zamankinden daha fazla gerekli. Bilim ve sanat ilişkisi, sürekli büyüyen küresel nüfusun ihtiyaç, talep ve isteklerini yönlendirmek için gerekli olacak.

Sanat ve Bilim Arasındaki Uzun Süreli Diyalog Değişebilir


19. yüzyılın ilk yarısında icat edilen fotoğraf, bilim ve görsel sanatların evliliğinden doğdu. Yine de fotoğrafçılığın nasıl sınıflandırılacağından hala emin değiliz gibi görünüyor: bir sanat mı yoksa bilim mi?

Kamera, ilk kullanıcıları olan botanikçi ve arkeologlar tarafından bilimsel bir cihaz olarak kullanmaya başladı. Bununla birlikte, sanatçıların kameranın ifade, keşif ve içebakış potansiyelini farketmeleri ile sanatsal bir araca dönüşmesi uzun sürmedi.

Ancak, fotoğrafçılığın küçük görülmediğini söyleyemeyiz. Pek çok insan, özellikle de zamanın hanımları, geleneksel tarzdaki yağlı boya portrelere kıyasla gerçeği olduğu gibi yansıtan fotoğrafları beğenmediler.

Eleştirilerden bağımsız olarak, eğer teknoloji sanatı arttırdığında, sanat da aynı şeyi bilim için yapmayı başarır.

Örneğin, John Gould (1804-1881) Darwin'in ispinozlarını tanımlamaya ve boyamaya yardımcı oldu, ki bu daha sonra evrim teorisindeki en merkezi argümanlardan biri olacaktı.

Apple Inc.'in olağanüstü başarısının, kısmen kurucusunun sanatsal ruhuna atfedildiği iddia edilebilir. Steve Jobs, Apple cihazlarının üretimine sanatsal olarak yaklaşıyor ve bir bilgisayarı sanat eseri olarak kabul ediyordu.

Sanat ve bilim arasındaki ilişki uzun zamandan beri var. Şimdi, devam etmekte olan dijital devrim ile birlikte, çok ihtiyaç duyulan bir artış elde etti. Dijitalleştirme, sanat ve teknoloji arasındaki yakınlaşmayı hızlandırıyor ve iki alanın birleşimi için elverişli bir ortam sağlıyor. Bilim ve sanat arasındaki kavşakta her fırsatta yeni ifade ve keşif biçimleri ortaya çıkmakta. Bu yeni gelişmeler, titiz bilimsel yaklaşımın gücünü, yaratıcı sanatların öznelliği ve deneyselliği ile birleştiriyor. CGI, animasyon ve sanal heykel gibi “dijital sanatlar”, yaratıcı teknolojide bir araç olarak dijital teknolojiyi kullanıyor.


Sanat Gerçeği Ortaya Çıkarmak İçin Yalanları Kullanır


Sanatsal kreasyonlar, sanatçının öznel ifadesinin sonucudur. Ancak, bu ifade aynı zamanda izleyicinin kendi öznel zevkine de bağlıdır.

Başka bir deyişle, sanatın gerçeğe saygısızlığı var mı? Sanat doğal olarak aldatıcı mıdır? Picasso bir keresinde
“sanat bir yalan, ama gerçeği bildiğimiz bir yalan”

demiştir. Çağdaş dünyada sanat, akıl veya gerçeklikten çok duygu ve izlenimlerle ilişkilendirilir. Gerçekliğin bir asırdan fazla bir süredir sanatta yeri olmadığını anlamak için Van Gogh’un ayçiçeklerine veya Picasso’nun yaşamına şöyle bir göz atmak yeterlidir.

van gogh ayçiçekleri 2
Sürrealist çalışmalarda gerçeklik daha da bükülüyor. Dali’nin “Plajda Yüz ve Meyve Tabağı” eserinde gerçekliğin yorumlanması o kadar gerçek dışı ki, daha fazla gerçek dışı olamazdı diye düşünüyor olabilirsiniz, bu konuda haklısınız.

apparition-of-face-and-fruit-dish-on-a-beach 2
Ancak, çoğu sanat eserinde olduğu gibi, göründüğünden çok daha fazlası var. Resmin gerçek dünya gerçeğiyle olan ilişkisi belli belirsiz görünüyor. Yine de, bu, eserde hiçbir gerçeklik olmadığı anlamına gelmez. İlk bakışta, kumsalda, içinde armutlar olan çanak şeklindeki bir nesneye gömülü gizemli yüzü görüyorsunuz. Ancak daha yakından incelendikten sonra insanlar ve manzara gibi diğer şeyler de ortaya çıkmaya başlıyor. Dali, gerçekliğin dünyadaki dalgalı doğası hissini uyandırmak için üst üste binen çok katmanlı “gerçek” görüntülerle gerçeği kendi tarzında yansıtıyor.

Sanat Tarihindeki Resim Akımları Nelerdir?


Modern çağın birçok sanatçısında olduğu gibi, gerçekçilik Dali için bir sorun değildi. Sanatın kendisi için de değildi. Dali'nin yükseltmeye çalıştığı soru ortak bir sorudur: Sanat nedir? Bu sanat hangi gerçeklik biçimine aittir?

Bu bir algı meselesidir. Fiziksel alandaki bilincin yerini bulma çabasıdır. Bu düşünce, gerçekliğin yorumlanışının gerçeklerden nasıl uzakta olabileceğini aydınlatıyor. Bu, bir anlamda, kendi modern bilimsel bakış açımızın merkezi inançlarından biridir.

Einstein'dan beri, bilimin temel ilkelerinden biri gerçekliğimizin kesin olmadığı olmuştur(Görelilik Kuramı). Daha önce gerçek olarak kabul ettiğimiz her şey şimdi sorgulanabilir ve doğru olarak kabul edilmesi için hiçbir şey yapamayız.

Bilim ve sanat ayrı yönlere seyahat ederek başlasa da, aynı sonuca varmış gibi görünüyor. Yani: Gerçekten hiçbir şey hakkında fazla bir fikrimiz yok.

Gerçekçilikten -ya da gerçekliğin yoksunluğundan- bahsedecek olursak ham dijital verilerden daha “gerçek” olabilecek birkaç şey vardır. Rakamlar ve istatistikler, gerçekliği olduğu gibi -veya en azından gördüğümüz gibi- gösterirler.

İşletmeler, IoT ve diğer ticari uygulamaların ötesinde, Big Data ayrıca dijital sanatçılar için bir tuval sunuyor. Veri görselleştirme, verinin, dijital gerçekliğin görünmez tarafını görmemizi sağlayan bir araç olduğu yeni bir sanat formudur. Bu sadece saf sanatsal değer için değil, aynı zamanda bilimsel uygulamalarda da uygulanabilir. Fotoğrafçılıkta olduğu gibi, bilim ve sanat arasındaki çizgi tamamen aracın uygulanmasına dayanır.

Sanat ve Bilim İlişkisi: Karşılıklı Rol Oynama


Kuşkusuz, sanat ve bilim iki farklı yolda ilerlemektedir. Ancak, genellikle aynı yönde yan yana giderler. Dahası, aralarında zaten kurulmuş olan bağlayıcı yollar var. Bilim ve sanat birbirlerini benzerlikleriyle değil, yaratıcı bir diyaloga izin veren farklılıklarıyla tamamlayabilirler.

Bir bilim adamı-sanatçı olan Zachary Copfer, sıradışı bir sanat eseri yaratmak için fotografik süreci biyolojik uygulamalarla birleştirir. "Bakteriyografi" tekniği, fotoğrafçılıktaki karanlık oda sürecine benzer. Ancak, bir petri kabında ultraviyole ışınları ve canlı bakteri kolonisi kullanır.

Tarihsel bilim ve sanat figürlerinin şaşırtıcı portrelerini yaratan Copfer, "sanatçı olarak maskelenen bir mikrobiyolog" olduğundan emin değil. Yoksa mikrobiyolog olarak maskelenen bir sanatçı mı?

mrs sanat olarak bilim 2
Bilimsel toplumlar arasında disiplinlerarası diyalog için çalışan bir kuruluş olan Malzeme Araştırma Topluluğu(MRS), bilimin sanatsal astarının farkında.Yaklaşık on yıldır, MRS, yılda iki kez “Sanat Olarak Bilim” yarışmasını düzenlemeyi sürdürüyor. Bu etkinlikte, bilim adamları nanopartiküller ve kristaller gibi malzemelerini çarpıcı birer görünüme sahip sanat eserleri olarak sergiliyorlar.

Hem sanat hem bilim sayılan sanat terapisi, insan bilimlerinin bir disiplinidir. İyileşme sürecine bir araç olarak sanat ekleyerek psikoterapi alanını genişletir.

“Sanat Terapisi”, psikoloji bilimsel teorileri ile birlikte, terapötik amaçlar için kullanılan çeşitli sanatsal uygulamaları (resim, dans, fotoğraf vb.) Bir araya getirir.

Sonuç olarak, sanat ve bilim arasındaki sınır hep bulanıktır. Uzmanlık gelişimi ve bu alanların kurumsallaşması, sanat ve bilimin nasıl etkileşime girdiği ile ilgili bazı alanlarda küçük bir ayrılığa yol açsa da, bağları tamamen koparamamıştır.

Bilim ve Sanat İlişkisi Kollektif İnsan Bilincini Geliştirebilir


Aslında günümüzde, bilim ve sanat ilişkisinin her zamankinden daha güçlü olduğu söylenebilir. Her iki çalışma da, evreni içe dönük tefekkür veya deney ve çalışma yoluyla anlamaya çalışıyor.

Toplumun -ve dolayısıyla gerçekliğimizin- değiştiği hızla gelişen bir dünyada bilim ve sanatın her zamankinden daha fazla birlikte çalışması gerekir. Birlikte, kollektif insan bilincini geliştirebilirler.

Sizce bilim ve sanatın buluştuğu diğer alanlar ya da ikisinin birbirini zenginleştirebileceği diğer yollar neler olabilir?