Duygusal zeka, sınavlarda size yardımcı olmayabilir, ancak sizi pratik, sempatik, uyumlu bir insan haline getirebilecek potansiyele sahip olan bir şeydir diyebiliriz.

EQ (Emotional Quotient), duygularınızı ve başkalarının duygularını tanımlama ve yönetme yeteneğidir. Bildiğiniz tek şey "mutlu", "üzgün" ve "kızgın" ise, okuyacaklarınız sizi biraz şaşırtabilir.

EQ, IQ'nun sürekli gölgesinde bırakılan, küçümsenen, dışlanmış kardeşidir. Ancak günümüzde bu görüş biraz değişmiş gibi görünüyor.

Fast Company, 2016 yılında EQ'yu en hızlı büyüyen iş becerilerinden biri olarak adlandırdı ve yöneticilerin işe alım sürecinde buna IQ'dan daha fazla değer verdiğini söyledi.

Dünya Ekonomik Forumu'nun İş Geleceği Raporu'na göre, duygusal zeka 2020'de en iyi 10 iş becerisinden biri olacak. Peki duygusal olarak uyum içinde olmanın getirileri neler? EQ'lu insanlar, başkalarını daha iyi anlar ve onlara sempati duyarlar. Aynı zamanda, iş yerindeki takım arkadaşlarını daha iyi ve daha düşünceli kişiler yaparak işteki verimliliği arttırırlar.

EQ’nun günümüzde toplum tarafından biraz yanlış anlaşıldığını da söyleyebiliriz. Örneğin, yakın zamana kadar, tüm duyguların altı büyük duygu kabından birine düştüğü belirtiliyordu: mutluluk, üzüntü, öfke, sürpriz, korku ve iğrenme.

University of California Berkeley araştırmacılarının 2017 yılındaki bir araştırmasına göre, altı büyük duygu varsayımı gerçeklikten oldukça uzak. Araştırmacılar altı değil, 27 farklı duygu tanımladılar. Bunlar: eğlence, beceriksizlik, hayranlık, tapınma, neşe, huşu, özlem, estetik takdir, sakinlik, büyülenme, hasret, kafa karışıklığı, endişe, dehşet, korku, iğrenme, cinsel istek, romantizm, öfke, acı, üzüntü, sürpriz, rahatlama, heyecan, ilgi, memnuniyet ve can sıkıntısı.

Duygusal zeka güçlendirmek için atılacak adımlar


Duygusal Zeka'yı Güçlendirmenin 3 Adımı 2

EQ'nun önemini anladığınızı varsayıyoruz. O zaman, dünyayı nasıl duygusal zeka bakımından yüksek bir yer haline getirebileceğimize bir bakalım. Sinirbilimci ve psikolog Lisa Feldman Barrett "Beynimizin Parmak İzleri" adlı kitabında duygusal zekanızı güçlendirmek için üç adım gösteriyor.

1.Çeşitli duyguları deneyimleyin. Bu, Barrett'ın "duygusal ayrıntı" olarak adlandırdığı bir durum. Eğer duygu dağarcığınızda sadece mutlu ve üzüntü varsa, tek hissedebileceğiniz mutluluk veya üzüntüdür. 27 duyguyu öğrendikten sonra yaşadığınız duyguları kategorize ederken daha rahat olacaksınız. Barrett’in ifadesiyle, “beyniniz, daha esnek ve işlevsel tepkiler için araçlar sağlayarak, duyguları tahmin etmek, kategorize etmek ve algılamak için daha birçok seçeneğe sahip olacak.”

2.Belirli duygular için yeni kelimeler öğrenin. Norveçlilerin, aşık olmanın yoğun sevinci için bir sözü var: "forelsket". Bunun çok mutlu olduğunu söylemenin çok süslü bir yolu olduğunu düşünüyorsanız,bir kere daha düşünün.  'Pişman'ı 'gönül yarası' ile eşdeğer tutar mısınız? Tabii ki hayır. Yine de bu kelimelerin ikisi de “üzüntü” haline bürünüyor. Belirli duygular için yeni kelimeler öğrendiğinizde duygularınızdaki duyarlılığı genişletmeye devam edebilirsiniz.

3. Yeni duygular yaratın. Yapamayacağınızı kim söyledi? Yaşamakta olduğunuz belirli bir his için bir kelimeniz yoksa, onu isimlendirebilirsiniz ve böylece duygusal boyutsallığınızı daha da genişletebilirsiniz.

Jandarma Subay Alımı 2019 Duyuruldu!