Şeker Portakalı kitabı çocukluğumuzun olmazsa olmazıdır. Zezé'nin başına gelenleri okuduktan sonra göz yaşlarımıza hakim olamadığımız bir gerçektir. Yaşamın beklenmedik değişimleri ve küçük bir çocuğun bu değişimler karşısında yaşadığı travmaları gördükçe Zezé ile biz de kahrolduk. Çocukluğumuzda bizlere de arkadaş olan Zezé'nin büyüyüp delifişek bir delikanlıya dönüştüğü kitap serisi ile karşınızdayız! Bu bir Şeker Portakalı yorum yazısı olmasının yanı sıra bilgi veren bir içerik de aynı zamanda...

Hazırsanız çocukluğunuza doğru kısa bir yolculuk yapacağız. Yeniden o günlere dönüp yüreğimizde taht kurmuş olan Zezé'nin, şeker portakalıyla olan  dertleşmelerinden başlayıp, kalbini yiyen sevimli bir kurbağa ile olan dostluğundan tutun da haklarını arayan bir delikanlıya doğru evrilmesinin hikayesine yeniden bir göz atalım!

Şeker Portakalı


şeker portakalı yorum
Şeker Portakalı yorum yazımıza detaylarla devam ediyoruz... Yazar José Mauro De Vasconcelos'un baş yapıtı olan kitap, bizlere Zezé'nin fakirlik ve acı dolu yaşam öyküsünü konu edinir. 5 yaşında olan Zezé'nin babası işsizdir, gelecekten umutsuzdur. Hayal gücü ve zekası çok güçlü olan Zezé, okumayı sever. Küçük yaşta okumayı öğrenmiş olması sebebiyle ona şeytan lakabı takılmıştır.

Birgün babası ondan bir şeker portakalı fidanı seçmesini ister. Seçtiği fidan ile arkadaşlık kuran Zezé, bu fidanla dertleşir, konuşur, maceralarını anlatır. Fidan da onunla konuşur, nasihatlerde bulunur.

Zezé yaramaz bir çocuktur ama çok iyi niyetlidir. Çevrede "Portekizli" olarak  bilinen adamın  arabasına asılarak gezmenin hayalini kurar. Bir gün bunu dener fakat Portekizli onu feci halde döver. Kinlenen Zezé büyüyünce onu öldürmek ister. Ama Portekizli kötü biri değildir. Zezé'nin kendini yaraladığı bir gün Portekizli ona yardım yardım eder. Sıkı dost olurlar. Öyle ki zamanla onu babası gibi görmeye başlar.

Zezé zaman zaman sıklaşan yaramazlıkları yüzünden ailesinden dayak yediği için trenin önüne atlayıp intihar etmek ister. Bunu yapacağı sıralarda bir trenin Portekizli'nin arabasına çarptığını ve Portekizlinin öldüğünü öğrenir. Hayatta en çok sevdiği kişiyi kaybetmiş olan  Zezé ağlamaktan bitap düşer. Yaşayan bir ölü gibidir adeta.

Zezé ailesiyle dertleşemediği için acılarını hep şeker portakalına anlatır. Fakat onun da kesilmesine az bir zaman kalmıştır. Zezé hayatına devam etmek zorundadır. Şeker Portakalı yorum yazımıza detaylarla devam ediyoruz...

Güneşi Uyandıralım


güneşi uyandıralım
Kahramanımız Zezé büyümüş, 11 yaşına gelmiştir. Ailesi Zezé'nin iyi bir eğitim görmesini ister ve onu zengin bir aileye evlatlık olarak verir. Sırdaşı olan şeker portakalı artık yoktur. Bunun yanına bir de ailesinden koparılması eklenince tümüyle yalnız hisseder.

Yeni ailesinden de beklediği sıcak ortamı bulamayan Zezé kendisine dost olarak evin aşçısı Dadada'yı seçer. Şeker portakalından boşalan yeri ise yüreğine yerleşmiş olan "Adam" adını verdiği kurbağa almıştır. Tüm dertlerini ve sırlarını Adam'a anlatır. Ergenlik döneminde olduğu için sinirli ve huysuzdur. Şeker Portakalı yorum yazımız devam ediyor...

Çektiği bu ergenlik acılarına , yalnızlıklara bir de aşk acısı eklenir. Zezé sırılsıklam aşıktır.

Şeker Portakalı Yorum Yazımızın Son Kitabı: Delifişek


şeker portakalı yorum
Zezé büyümüş delikanlı olmuştur.  Artık bir yetişkindir. Sorunlarıyla yalnız başa çıkmaktadır. Çünkü artık dertleşebileceği ne şeker portakalı ne de kalbinde yaşayan kurbağası vardır.

18 yaşına gelen Zezé'nin aklı hep yüzmek ve kızlardadır. Geleceğini düşünür ama ne yapacağına bir türlü karar veremez. Okulu bırakıp bir gemide çalışmaya karar verir. Ama her şey o kadar kötüleşir ki ölmeye karar verir. Kıyıdan yüzmeye başlar. Yüzebildiği kadar yüzer fakat bir tekne onu fark eder ve ölmeyi bile beceremiyorum diyerek, kıyıya geri döner. Eve döndüğünde ise kimse nasıl olduğunu sormaz. Neler olduğunu bilmez. Günler geçer Zezé 20  yaşına gelir ve kızlara kur yapmaktan başka bir şey düşünmez olur. Şeker Portakalı yorum yazımıza detaylarla devam ediyoruz...

Zezé'nin en yakın arkadaşı olan Tarcisio, küçükken Zezée'ye hayranlık duyan, çirkin kız Slyvia'nın geri döndüğünü ve hayli güzelleştiğinin haberini verir. Zezé hemen Slyvia'yı görmeye gider. Slyvia ilk başta eskiden onu hor gören Zezé'ye karşı ters davranır. Ama zaman geçtikçe birbirlerini çok severler. Sevgili olurlar.

Her şeyin iyi gittiği sırada, Zezé babasının hastalığını öğrenir. Babasının 3 ay içinde ameliyat olması gerekir. Zira sağlığı günden güne kötüye gider. Zezé çok üzülse de elinden bir şey gelmez. Kendince tanrıyla, eğer babası iyileşirse bir daha yüzmeyeceğine dair anlaşır. Oysa büyük bir yüzme yarışı vardır. Şeker Portakalı yorum yazımız bu detaylarla da bitmiyor, devam edelim.

Ameliyat günü gelip çatar. Ameliyat başarılı olmuş, babası iyileşmiştir. Herkes mutludur. Ama Zezé tanrıya verdiği sözü tutmak adına yüzmeyi bırakır. Büyük yarışa katılamayacaktır. Herkes onun kaybetmekten korktuğunu düşünse de durum bambaşkadır.

Ameliyattan sonra babası Zezé'ye hiç davranmadığı kadar iyi davranmaya başlar. Bu durum Zezé'yi çok mutlu eder ve babası ne isterse yapmaya başlar.

Babası bir gün ondan Slyvia ile ayrılmasını ister. Zezé içi kan ağlasa da bu isteği yerine getirir. Slyvia anlayış göstermiştir bu karar karşısında. Fakat bir süre sonra dayanamazlar ve bir araya gelirler. Zezé bu ayrı kaldıkları süreçte üzüntüden perişan olmuştur.

Yaşadıkları yerde Zezé ve Slyvia hakkında çıkan dedikodular yüzünden kaçmak isterler. Zezé yine bir gemide iş bulup para biriktirecektir ve Slyvia'yı dalıp kaçacaktır.

Kader Zezé'yi uzak diyarlara gitmeye zorlamıştır.

Şeker Portakalı yorum yapılabilecek en güzel kitaplardandır. Konumuzun sonuna gelmiş bulunuyoruz!

Yalnızca Kitap Kurtlarının Sergilediği 7 Davranış