Bermuda Şeytan Üçgeni olarak bilinen Florida, Porto Riko ve Bermuda arasındaki okyanus bölgesi, gizemlerin kaynağıdır.

Yüzyıllar boyunca, iz bırakmadan kaybolan gemilerin ve uçakların raporları, halkın ilgisini üzerine çekti ve insanlar bu bölgeye “Şeytan'ın Üçgeni” adını taktı.

Bu esrarengiz kaybolmaların nedeni olarak, garip doğa olaylarından, su altı uzaylı üslerine kadar geniş bir  tahminler yelpazesi var.

Ancak sorulması gereken daha temel bir soru var: Bermuda Şeytan Üçgeni'nde kaybolan uçaklar herhangi bir bölgede kaybolanlardan daha fazla mı? Yakın zamanda cevabın hayır olduğu ortaya çıktı.

Bermuda Şeytan Üçgeni Efsanesi


Bermuda Şeytan Üçgeni Artık Bir Efsane Değil 2

1974 yılında Charles Berlitz, Bermuda Şeytan Üçgeni isminde bir kitap yazdı. Bu kitap, bu alanda garip şeylerin olduğu gösteren ilk kitaptı ve bir geminin kaybolduğunu anlatıyordu. Berlitz, bu nedenle efsanenin babası olarak anılmaya başladı.

1975 yılında gazeteci Larry Kusche "Bermuda Şeytan Üçgeni Gizemi - Çözüldü" kitabını yayınladı. İçinde, diğer yazarların yayınlarında olanlar da dahil olmak üzere, 1840'tan 1973'e kadar mümkün olduğu kadar çok sayıda Bermuda Şeytan Üçgeni olayı üzerinde yeniden inceleme yaptı.

Kusche, yazarların hikayelerinin çoğunu, herhangi bir gerçeği kontrol etmeden başka yayınlardan alıp, tekrarlandığını ve bu durumda Charles Berlitz'in en kötü suçlu olabileceğini belirtti.

Peki Kusche ne buldu? Araştırmalarına göre, Berlitz'in kitabında anlattığı geminin mevcut bir kaydı yoktu. Diğer olaylardaki gemiler ve uçaklar gerçekti, ancak "gizemli kayıplık durumları" kötü fırtınalardan dolayıydı(yazarın genellikle bahsetmediği fırtınalar).

Bu, Bermuda Şeytan Üçgeni'nde kaybolmaların olmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak bölgenin, uçak ve gemiler için popüler bir rota olması, bu bölgede daha fazla kaybolmanın mantıklı bir açıklaması olduğunu gösteriyor.

Eğer Bermuda Şeytan Üçgeni iddia edildiği gibi tehlike bölgesiyse, bunun için mantıklı açıklamalar var. Bu açıklamalar, uzaylıları veya öfkeli Atlantislileri değil, coğrafyayı içeriyor.

Bu mantıklı açıklamalardan biri olarak, okyanus tabanının yüksek basınç altında bir gaz-buz-tortu karışımı oluşturabilen metan açısından nispeten zengin olduğunu gösterilmektedir.

Bir su altı toprak kayması meydana gelirse, bu zararlı karışım deniz tabanından fırlayabilir, atmosfere girebilir, çevresindeki havanın yoğunluğunu değiştirebilir ve kılavuz seyrini değiştirebilir.

Bu patlamaların açık denizdeki petrol kulelerine zarar verdiği biliniyor, bu da gizemli kayıpların en azından bazılarında rol oynayabilecekleri anlamına geliyor.

Bilim adamları ancak okyanus tabanı daha ayrıntılı haritalandırılınca kesin olarak bir şey söyleyebilecekler. Okyanus tabanının en son haritası 2014 yılında gerçekleşti.

Dünya'nın yerçekimi alanının gelişmiş ölçümlerini kullanılmasına rağmen, hala sadece 5 kilometre bir çözünürlüğü var. Bu da, önemli coğrafi özelliklerin veya bireysel gemi enkazlarının yerlerini tam olarak belirlememiz gerekenden çok daha düşük.

Astronomi Hangi Gök Cisimlerini İnceler?