Hakan İşcen'in kaleminden, etkisinden kurtulamayacağınız bir aşk romanı: Aşkın Haçsız Seferi. Buğu ile Çizgi'nin hikayesi sizi derinden etkileyecek.

“…hoyratça aransa üstümüz
sinsice eşelense cebimiz
hiçbir şey çıkmazdı birbirimizden başka;
ne ihanete, ne sadakate
bulamazlardı bir kanıt
biz; birbirimize görünür
birbirimize kokardık…”

Evet doğru. Onlar yalnızca birbirlerine görünür, birbirlerine kokarlardı. Buğu ile Çizgi aşkın büyülü evreninde kendi dünyalarını kurmuşlardı. Kimseye giriş izni yoktu; bu onların dünyası, onların aşkıydı. Aşkın Haçsız Seferi romanını okuduğumda lisedeydim. Aşkın anlamını sorguladığım zamanlardı. İhanet, sadakat, biten aşk, sonsuz aşk, imkansız aşk, evlilik… Böylece sürüp giden zıtlıkları içinde barındıran bir kavram aşk. Aşk hayatımızın vazgeçilmez bir parçası şüphesiz. Bir çok edebi eserin de ilham kaynağı. Nice şiirler, nice şarkılar, nice romanlar yazıldı/yazılıyor aşkı anlamak, aşkı anlatmak uğruna. "Aşkın Haçsız Seferi" de bu eserlerden biri. Şüphesiz ki her edebi eser gibi kendine özgü, biricik, ve her başarılı eser gibi okuyucu üzerinde bıraktığı etki büyük, yarattığı izler derin.

Buğu ve Çizgi, Aşkın Haçsız Seferi'nin kahramanları.


İkisi de bir zamanlar başka insanlara aşık olup evlenmişler. Ancak yıllar içinde aşk bitmiş ve onlar birbirlerini bulmuşlar. Biten aşkları ve bitmeyen evlilikleri bir yana, onlar Gölge Adam ve Gölge Kadın olarak sonsuz bir aşk yaratmaya, bu aşkı doyasıya yaşamaya çalışıyorlar. Kitapta zaman önce geriye, daha sonra tekrar ileriye akıyor. İhanetin beraberinde getirdiği entrikalı olay örgüsü, aşka dair duygular ve Buğu ile Çizgi'nin iç sesleriyle birleşerek romanı bitirmeden elinizden bırakabilmeyi imkansızlaştırıyor. Üstelik romanda sadece duygular değil, mekanlar da öylesine etkileyici betimlenmiş ki; okurken o zamana ve o mekana gidip hikayenin bir parçası gibi hissetmemek elde değil.
askin-hacsiz-seferi-2 2

Hakan İşçen, "aşk" deyince aklımıza gelen her detayı kullanmış!


Aşkın Haçsız Seferi romanının bana göre en dikkat çeken özelliği, okuyucuya bir aşk hikayesi anlatırken, "aşk" dendiğinde aklımıza gelen her detayı kullanmış olması. Bir kere romanın her bölümü yazarın(/şairin) kendisine ait şiirlerle başlıyor. (İnanın sadece şiirler için bile romanı sevebilirsiniz.) Her bölümün kendine ait bir şarkısı var. Hiç alışık olmadığımız bir şekilde, bu şarkılar kitabın en sonunda listelenmiş ve okurken dinlemeniz önerilmiş. "Aşıklar şehri" olarak tanıdığımız şehirlere, romantizm kokan kafelere,  aşıkların kendilerine özgü oluşturdukları dile, peluş bir oyuncağa, aşkın ayrılmaz parçası meşke, meşki çağrıştıran beyaz çarşaflara, kısacası her küçük detaya dokunmuş yazar, hiçbirini atlamamış.

Yıllar geçse de unutamayacağınız bir eser: Aşkın Haçsız Seferi!


Öbür yandan sürekli aşkı sorgulamış, sorgulatmış. Az cevap verip çok soru sormuş. Kimi zaman kahramanların iç seslerini ayırt edemememizi istemiş Buğu ile Çizgi'nin "bir" olduğunu kavratmak için. Uzun lafın kısası aşkı en saf ve en kirli halleriyle anlatmış Hakan İşcen. Ortaya yıllar geçse de unutamayacağınız bir eser çıkarmış: "Aşkın Haçsız Seferi".

Sosyorol ailesi olarak, Hakan İşcen'in kaleminden Aşkın Haçsız Seferi romanını şiddetle tavsiye ediyoruz. Bol okumalı günler dileriz.

Roman, şiir ve hikaye paylaşımlarımız için bizi takip edebileceğiniz instagram hesabımız: @sosyorolkitap

İnsan görünümlü sanatçı robot Ai-Da!