English

Light mode

tarih

50 Posts

101216 Views

10 Users following

Ranked 16007th among communities

Follow

ArticleRecommended For You

Engizisyon Nedir? Engizisyon Mahkemesi Ne Demektir?

+3

+3

Orta çağın büyük cehaletlerinden olan, yargının ve insanlığın yerin dibine girdiği, dünyanın en cani işkencelerinin gündeme geldiği engizisyon kavramını bugün hep birlikte inceleyeceğiz. Engizisyon nedir? mahkemenin özellikleri nelerdir? sorularından başlayarak, engizisyon yargı sisteminin ceza ve işkencelerine varıncaya kadar hemen her türlü konuyu mercek altına alacağız.  Katolik kiliselerine hizmet eden, Katolikliğe karşı gelen insanları yargılayan, Orta Çağ ve Hristiyan tarihinde çok büyük bir yer tutan cani yargı makamlarına engizisyon mahkemesi adı verilmektedir. Engizisyon hakkında bilgiler vermeye devam edelim. Engizisyon Yukarıda kısa tanımını yaptığımız bu sözcük Latince kökenli olup, "baskı altında soruşturma" anlamına gelmektedir. Bu kelime ınquisition ifadesinden türemiştir. Sözlük anlamına ve tanımına baktığınızda, bu kavramın dini bir mahkemeyi temsil ettiğini anlayabilirsiniz. İlk engizisyon mahkemesinin kuruluş tarihi 1203'tür ve kurucu da 9. Grogory olarak bilinmektedir. İlkel orta çağ Katolik mahkemelerinin kurucusu ve kuruluş tarihi hakkında belirsiz noktalar bulunmaktadır. (Bazıları bu konuda Emeviler'i işaret eder.) Engizisyon kavramı Hristiyanlık inançlarına karşı gelen diğer din mensuplarını dize getirmek, kiliseye ve Katolik görüşüne bağlı kılmak için ortaya çıkarılmıştır. Adı mahkemedir ancak Katoliklerin kilise mahkemelerinde hiçbir zaman adaletli bir sorgulama ve cezalandırma yapılmamıştır. Kuruluş amacı kimi zaman Yahudileri, kimi zaman Müslümanları, kimi zaman da Ortodoksları dinlerinden alıkoymayı hedef almıştır. Amaç Hristiyanlığı yaymaktır ve buna karşı gelenleri yok etmektir. Engizisyon mahkemelerinin kuruluşu 1181-1185 yıllarına dayanır. İtalya'da Papazlar meclisince alınan kararla, Kiliselerin düzene girmesi ve inancın karşı konulamaz hele gelmesi için kilise mahkemelerinin kurulması uygun görülmüştür. Fransa'da Katolik kiliselerine bağlı olan ve Papa tarafından yönetilen ilk mahkeme kurulmuş ve orta çağı yerle bir edecek olan fitil ateşlenmiştir. En Büyük Engizisyonlar Orta Çağ Engizisyonu Orta çağ engizisyonu olarak adlandırılan kurumlar, en acımasız mahkemelerdir. Bu mahkemelerin ilki 1203 yılında kurulmuştur. Bu mahkemelerde af yoktur ve her mahkum ölüm cezası ile yargılanmaktadır. İspanyol Engizisyonu 1483 yılında kuruluşu gerçekleşen, en acımasız ve sapkın engizisyon mahkemesi çeşitlerinden biridir. Yahudileri ve Müslüman toplulukları hedef almıştır. Roma Engizisyonu 1542 yılında kurulmuştur. Diğer engizisyon mahkemesi caniliklerine karşın Roma mahkemelerinde yapılan uygulamalar, nispeten daha yumuşak gibi görünmektedir. Bu mahkemeler toplumla yakınlaşmayı amaçlamıştır. Engizisyon Mahkemeleri Günümüz yargı sistemini öpüp başınıza koymanıza neden olacak bu cani sistemi anlatmaya başlıyoruz. İhbarcılık ile çalışan bir mahkeme düşünün. İhbar edilen şahsın hiçbir zaman kendisini kimin ihbar ettiğini öğrenemediği, suçunu kabul etmezse işkence edilip öldürüldüğü, kabul ederse de çürüyünceye dek zindanlara tıkıldığı lanet bir sistem! Engizisyon mahkemelerinin genel özellikleri şunlardır: Bu mahkemeler "egzisyoncu" adı verilen yöneticiler eşliğinde toplanırdı. Mahkeme heyetinde alt danışma heyetleri, mübaşirler ve yazmanlar da bulunurdu. Mahkemelerin Papa'dan aldıkları üstün bir yetki vardır. Engizisyon mahkemelerinin kuruluş nedeni en temelde kişileri heretik (dinden sapma) olmaktan geri döndürmektir. Bu mahkemelerin çalışma prensibi ihbarlara dayanır. İhbarlar yemin eşliğinde yapılır ve kesinlikle doğru kabul edilir. Suçlunun ihbari geldikten sonra suçu ortaya çıktıysa ona 13 ile 30 gün arasında bir af süresi tanınırdı. Bu sürede mahkemeye gelip af dileyenler ve gereğini yapanlar en iyi ihtimalle dini eylemler ile cezalandırılırdı. (tövbe ettirmek, dini yerleri ziyaret ettirmek gibi) Suçunu kabul etmeyip özür dilemeyenler ise biraz sonra sayacağımız işkenceler ile itirafa zorlanır, ardından da öldürülürdü. Mahkeme suçu kanıtlamak yerine titiz bir araştırmayla kanıtlar sunmak yerine genelde işkenceler uygulayarak itiraf almaya çalışırdı. Engizisyon işkenceleri kişi suçunu itiraf edinceye kadar sürdürülür, bazı ağır suçlarda suçlu birkaç iş birlikçisini daha ele vermeden bu işkenceler bitmezdi. Bazen sırf işkencelerden kurtulmak için yanlış iş birlikçiler ortaya atılırdı. Papa istediği takdirde bu mahkemeler tekrarlanabilirdi. Tekrarlanan mahkemelerin masrafları suçlu tarafından ödenirdi. Mahkeme sonucu ise bir törenle açıklanıp, o zamana kadar kesinlikle gizli tutulurdu. Engizisyon mahkemesinden beraat etmek imkansızdı. Her şekilde Katolik geleneklerine saygısızlık yapmaktan insanlar yargılanırdı. Engizisyon mahkemesinin en hafif cezası tüm sosyal haklardan mahrum bırakılmaktır. Her mahkemede mutlaka işkenceler ve ölüm cezaları gündeme gelirdi. Dava kamu davasıdır ancak işleyiş ve prosedür tamamen gizlidir. Çocukların bile muhbir olabildiği mahkemede bir dönem avukatlar kabul edilmiştir. Sonradan tüm avukatlar da Katolik görüşüne ters düştükleri için yargılanmaya başlamışlardır. Suçlunun suçsuz olduğunu iddia edenler ve buna ilişkin delil sunanlar da suç ortağı olarak nitelendirilirdi. Engizisyon mahkemelerinin kurulu kaldığı dönem aktif olarak 350 yıldan fazladır. Çok fazla insan bu mahkemeler tarafından öldürülmüştür. Bu mahkemelerde tahkik sistemi hakimdir. Galileo Galilei gibi dönemin ünlü isimleri de bu mahkemelerin cani işkencelerine maruz kalmıştır. Bu eski Hristiyan mahkemelerinin cani uygulamaları nedeniyle ilgili dönemlerde çok fazla göç ve toplumsal hareketlilik meydana gelmiştir. İşkenceler ve İnfazlar Katolik kilise mahkemelerinin işkence çeşitleri çok fazladır. Mahkumların konuşturulması ve suçlarını itiraf etmeleri için çeşitli işkence yöntemleri uygulanırdı. Engizisyon mahkemelerinin sapkınlık içeren öldürme ve idam çeşitleri de en az işkenceleri kadar mide bulandırıcıdır. Bu mahkemelerde alınabilecek ölüm cezası kararları en temelde 3 farklı gruba ayrılmaktadır. Bu temel cezalar ölmeyen insanları diri diri gömmek, ateşte yakmak ve suda boğmaktır. Engizisyon mahkemelerinin cani işkencelerinden bazıları şunlardır: İnsanları tüm kemiklerini kıran büyük çarkların içine atmak. Ardından iyileşmelerini bekleyip, bunu tekrarlamak. Kazığa oturtmak ve makattan giren kazı insanın ağzından çıkana dek ağırlıklar yardımıyla kişiyi ittirmek. Kırbaçlarla insanların derileri yok oluncaya dek işkenceler yapılmıştır. Göz, ağız ya da çene bölgesine kalın çiviler çakılarak öldürülen insanlar da olmuştur. Ayak ve bacakların çapraz olacak şekilde kesilmesi ve bireyin sakat bırakılması. Bir platforma baş aşağı asılan mahkum, bacak arasından testere ile kesilmiştir. Engizisyon Mahkemelerinin Kapatılması İnsanların yaşama sevincini yok eden, din özgürlüğünü hiçe sayan, tarihçilerin bile hayat olan bakış açısını değiştiren bu pek adaletsiz mahkemeler 17. yüzyıl sonlarına doğru Avrupa'nın birçok yerine kapatılmıştır. Engizisyon mahkemeleri ne zaman kaldırıldı? sorusunun cevabı İspanya için farklıdır. Bu mahkemelerin çöküşü İspanya'da 1808 yılında Napolyon tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte birçok kez bu mahkemelerin tekrar açılması için girişimler yapılmıştır ancak en nihayetinde bu girişimler başarısız olmuşlardır. Feodalizm (Feodalite) Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?   (More)

Orta çağın büyük cehaletlerinden olan, yargının ve insanlığın yerin dibine girdiği, dünyanın en cani işkencelerinin gündeme geldiği engizisyon kavramını bugün hep birlikte inceleyeceğiz. Engizisyon nedir? mahkemenin özellikleri nelerdir? sorularından başlayarak, engizisyon yargı sisteminin ceza ve işkencelerine varıncaya kadar hemen her türlü konuyu mercek altına alacağız.  Katolik kiliselerine hizmet eden, Katolikliğe karşı gelen insanları yargılayan, Orta Çağ ve Hristiyan tarihinde çok büyük bir yer tutan cani yargı makamlarına engizisyon mahkemesi adı verilmektedir. Engizisyon hakkında bilgiler vermeye devam edelim.

Engizisyon

Yukarıda kısa tanımını yaptığımız bu sözcük Latince kökenli olup, "baskı altında soruşturma" anlamına gelmektedir. Bu kelime ınquisition ifadesinden türemiştir. Sözlük anlamına ve tanımına baktığınızda, bu kavramın dini bir mahkemeyi temsil ettiğini anlayabilirsiniz. İlk engizisyon mahkemesinin kuruluş tarihi 1203'tür ve kurucu da 9. Grogory olarak bilinmektedir. İlkel orta çağ Katolik mahkemelerinin kurucusu ve kuruluş tarihi hakkında belirsiz noktalar bulunmaktadır. (Bazıları bu konuda Emeviler'i işaret eder.) engizisyon nedir Engizisyon kavramı Hristiyanlık inançlarına karşı gelen diğer din mensuplarını dize getirmek, kiliseye ve Katolik görüşüne bağlı kılmak için ortaya çıkarılmıştır. Adı mahkemedir ancak Katoliklerin kilise mahkemelerinde hiçbir zaman adaletli bir sorgulama ve cezalandırma yapılmamıştır. Kuruluş amacı kimi zaman Yahudileri, kimi zaman Müslümanları, kimi zaman da Ortodoksları dinlerinden alıkoymayı hedef almıştır. Amaç Hristiyanlığı yaymaktır ve buna karşı gelenleri yok etmektir. engizisyon mahkemesi Engizisyon mahkemelerinin kuruluşu 1181-1185 yıllarına dayanır. İtalya'da Papazlar meclisince alınan kararla, Kiliselerin düzene girmesi ve inancın karşı konulamaz hele gelmesi için kilise mahkemelerinin kurulması uygun görülmüştür. Fransa'da Katolik kiliselerine bağlı olan ve Papa tarafından yönetilen ilk mahkeme kurulmuş ve orta çağı yerle bir edecek olan fitil ateşlenmiştir.

En Büyük Engizisyonlar

Orta Çağ Engizisyonu

Orta çağ engizisyonu olarak adlandırılan kurumlar, en acımasız mahkemelerdir. Bu mahkemelerin ilki 1203 yılında kurulmuştur. Bu mahkemelerde af yoktur ve her mahkum ölüm cezası ile yargılanmaktadır.

İspanyol Engizisyonu

1483 yılında kuruluşu gerçekleşen, en acımasız ve sapkın engizisyon mahkemesi çeşitlerinden biridir. Yahudileri ve Müslüman toplulukları hedef almıştır.

Roma Engizisyonu

1542 yılında kurulmuştur. Diğer engizisyon mahkemesi caniliklerine karşın Roma mahkemelerinde yapılan uygulamalar, nispeten daha yumuşak gibi görünmektedir. Bu mahkemeler toplumla yakınlaşmayı amaçlamıştır.

Engizisyon Mahkemeleri

mahkeme Günümüz yargı sistemini öpüp başınıza koymanıza neden olacak bu cani sistemi anlatmaya başlıyoruz. İhbarcılık ile çalışan bir mahkeme düşünün. İhbar edilen şahsın hiçbir zaman kendisini kimin ihbar ettiğini öğrenemediği, suçunu kabul etmezse işkence edilip öldürüldüğü, kabul ederse de çürüyünceye dek zindanlara tıkıldığı lanet bir sistem! Engizisyon mahkemelerinin genel özellikleri şunlardır:
  • Bu mahkemeler "egzisyoncu" adı verilen yöneticiler eşliğinde toplanırdı.
  • Mahkeme heyetinde alt danışma heyetleri, mübaşirler ve yazmanlar da bulunurdu.
  • Mahkemelerin Papa'dan aldıkları üstün bir yetki vardır.
  • Engizisyon mahkemelerinin kuruluş nedeni en temelde kişileri heretik (dinden sapma) olmaktan geri döndürmektir.
  • Bu mahkemelerin çalışma prensibi ihbarlara dayanır. İhbarlar yemin eşliğinde yapılır ve kesinlikle doğru kabul edilir.
  • Suçlunun ihbari geldikten sonra suçu ortaya çıktıysa ona 13 ile 30 gün arasında bir af süresi tanınırdı. Bu sürede mahkemeye gelip af dileyenler ve gereğini yapanlar en iyi ihtimalle dini eylemler ile cezalandırılırdı. (tövbe ettirmek, dini yerleri ziyaret ettirmek gibi) Suçunu kabul etmeyip özür dilemeyenler ise biraz sonra sayacağımız işkenceler ile itirafa zorlanır, ardından da öldürülürdü.
  • Mahkeme suçu kanıtlamak yerine titiz bir araştırmayla kanıtlar sunmak yerine genelde işkenceler uygulayarak itiraf almaya çalışırdı.
  • Engizisyon işkenceleri kişi suçunu itiraf edinceye kadar sürdürülür, bazı ağır suçlarda suçlu birkaç iş birlikçisini daha ele vermeden bu işkenceler bitmezdi. Bazen sırf işkencelerden kurtulmak için yanlış iş birlikçiler ortaya atılırdı.
  • Papa istediği takdirde bu mahkemeler tekrarlanabilirdi. Tekrarlanan mahkemelerin masrafları suçlu tarafından ödenirdi.
  • Mahkeme sonucu ise bir törenle açıklanıp, o zamana kadar kesinlikle gizli tutulurdu.
  • Engizisyon mahkemesinden beraat etmek imkansızdı. Her şekilde Katolik geleneklerine saygısızlık yapmaktan insanlar yargılanırdı.
  • Engizisyon mahkemesinin en hafif cezası tüm sosyal haklardan mahrum bırakılmaktır. Her mahkemede mutlaka işkenceler ve ölüm cezaları gündeme gelirdi.
  • Dava kamu davasıdır ancak işleyiş ve prosedür tamamen gizlidir.
  • Çocukların bile muhbir olabildiği mahkemede bir dönem avukatlar kabul edilmiştir. Sonradan tüm avukatlar da Katolik görüşüne ters düştükleri için yargılanmaya başlamışlardır.
  • Suçlunun suçsuz olduğunu iddia edenler ve buna ilişkin delil sunanlar da suç ortağı olarak nitelendirilirdi.
  • Engizisyon mahkemelerinin kurulu kaldığı dönem aktif olarak 350 yıldan fazladır. Çok fazla insan bu mahkemeler tarafından öldürülmüştür.
  • Bu mahkemelerde tahkik sistemi hakimdir.
  • Galileo Galilei gibi dönemin ünlü isimleri de bu mahkemelerin cani işkencelerine maruz kalmıştır.
  • Bu eski Hristiyan mahkemelerinin cani uygulamaları nedeniyle ilgili dönemlerde çok fazla göç ve toplumsal hareketlilik meydana gelmiştir.

İşkenceler ve İnfazlar

işkenceler ve infazlar Katolik kilise mahkemelerinin işkence çeşitleri çok fazladır. Mahkumların konuşturulması ve suçlarını itiraf etmeleri için çeşitli işkence yöntemleri uygulanırdı. Engizisyon mahkemelerinin sapkınlık içeren öldürme ve idam çeşitleri de en az işkenceleri kadar mide bulandırıcıdır. Bu mahkemelerde alınabilecek ölüm cezası kararları en temelde 3 farklı gruba ayrılmaktadır. Bu temel cezalar ölmeyen insanları diri diri gömmek, ateşte yakmak ve suda boğmaktır. Engizisyon mahkemelerinin cani işkencelerinden bazıları şunlardır:
  • İnsanları tüm kemiklerini kıran büyük çarkların içine atmak. Ardından iyileşmelerini bekleyip, bunu tekrarlamak.
  • Kazığa oturtmak ve makattan giren kazı insanın ağzından çıkana dek ağırlıklar yardımıyla kişiyi ittirmek.
  • Kırbaçlarla insanların derileri yok oluncaya dek işkenceler yapılmıştır.
  • Göz, ağız ya da çene bölgesine kalın çiviler çakılarak öldürülen insanlar da olmuştur.
  • Ayak ve bacakların çapraz olacak şekilde kesilmesi ve bireyin sakat bırakılması.
  • Bir platforma baş aşağı asılan mahkum, bacak arasından testere ile kesilmiştir.

Engizisyon Mahkemelerinin Kapatılması

engizisyon mahkemelerinin kapanışı İnsanların yaşama sevincini yok eden, din özgürlüğünü hiçe sayan, tarihçilerin bile hayat olan bakış açısını değiştiren bu pek adaletsiz mahkemeler 17. yüzyıl sonlarına doğru Avrupa'nın birçok yerine kapatılmıştır. Engizisyon mahkemeleri ne zaman kaldırıldı? sorusunun cevabı İspanya için farklıdır. Bu mahkemelerin çöküşü İspanya'da 1808 yılında Napolyon tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte birçok kez bu mahkemelerin tekrar açılması için girişimler yapılmıştır ancak en nihayetinde bu girişimler başarısız olmuşlardır.

Feodalizm (Feodalite) Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

 

Dec. 10, 2019, 3:41 p.m.

ArticleRecommended For You

Feodalizm (Feodalite) Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

+5

+5

+5

+5

Tüm orta çağ boyunca sürüp, yakın çağa kadar sarkan feodalizm kavramı hakkında en temel bilgileri sizlerle paylaşacağız. Feodalizm (derebeylik ya da feodalite) nedir? Ne demektir? Nasıl ortaya çıkmıştır ve nasıl yok olmuştur? Neden ve sonuçları nelerdir? gibi tüm akıl kurcalayan sorulara bu yazımızda cevap vereceğiz.  Tarih derslerinde sıklıkla karşımıza çıkan bu kavram, 9. yüzyıldan orta çağ sonuna kadar sürmüş bir rejimdir. Çok fazla toprağı olan kişilerin köylü köleleri kullanarak daha da büyüdüğü sisteme feodalizm rejimi denilmektedir. Feodalizm Nedir, Ne Anlama Gelmektedir? Roma'nın yıkılmasıyla birlikte orta çağ dünyasında ciddi bir otorite boşluğu meydana gelmiştir. İnsanlar, bu siyasi boşluğu doldurmak için feodalizm kültürüne ayak uydurmuştur. En basit haliyle feodalizm için kısaca zengin birine çalışan tarım işçilerinin, zengin kişi tarafından yönetilip korunduğu ekonomik ve sosyal sistem diyebiliriz. Ailesinden miras kalan ya da kendisinin kazandığı topraklarla köylülere hükmeden kişiye senyör, süzeren, derebeyi ya da feodal bey denilmekteydi ve bunların da arasında bir hiyerarşi hakimdi. Bu kişi için çalışan köylü tarım işçilerine ise vassal adı verilmekteydi. Bu kesim de ikiye ayrılmaktadır. İlk kez Fransa'da çıkan feodal devlet ve toplum yapısı, karşılıklı sorumlulukları ifade etmektedir. Yani feodalizm nedir? sorusunun cevabının altında feodal beyin köylülere, köylülerin ise feodal beye olan eşit sorumlulukları yatmaktadır. Vasallar senyör için çalışırlar ve senyör de onları askeri gücü ile koruyup kollar mantığı hakimdir ancak ne gariptir bu durum hiçbir zaman böyle olmamıştır. Feodalizm Neden ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır? Roma siyasi otoritesini kaybedip yok olduktan sonra küçük krallıklar kurulmuştur. Bu krallıklara barbar şefi adı verilen yöneticiler ve yardımcılar atanmıştır. Eski Roma yasaları ve o dönem insanının işine gelen bazı eklemeler ile bu devletlere yazılı olmayan yeni kurallar getirilmiştir. Ardından başlayan Kavimler göçü ile bugün feodalizm nedir? sorusunu bizlere sorduran feodal rejim bu karışıklıkta tamamen ortaya çıkmıştır. Feodalizmin ortaya çıkış sebepleri şu şekildedir:  Roma'nın yıkılışı ve beraberinde gelen siyasi iktidarsızlık. Merkezi yönetime bağlı olmayan birçok farklı küçük yönetim biriminin oluşması. İnsanların bu karışıklık içerisinde sığınabilecekleri bir yönetim arıyor olmaları. Orta çağ toplumlarının en büyük gelir kaynaklarının tarım olması ve insanların alternatif kabul etmemesi. Senyör veya derebeyi ismi verilen zenginlerin, fakir ve korumaya muhtaç köylü işçiler olan vassallara korunma ve kısmi maddi güç vadetmesi. Kavimler göçünün baş göstermesi. Ticari anlaşmazlıklar, ticaret yollarındaki işleyişin bozulması, sistematik bir düzenin Avrupa ve diğer yaygın birçok coğrafyada olmaması. Feodal Toplum Özellikleri ve Feodalizmin Toplum Üzerindeki Sonuçları Feodalizm nedir? sorusuna özet halinde kısaca cevap verdikten sonra bir de bu dönemde yaşayan insanların durumlarına (feodalizm toplumlarına) göz atalım.  Feodalizm egemenliğinde gelişen toplumlar inandırılmış bir psikolojiye sahiptir. Tarım işçisi olarak yine bir insana (otoriteye değil) çalışırlar ve karşılığında güvende olurlar. Feodal toplumun bireyleri kişilikleri açısından ezilmiş ve hor görülmüş kişilerdir. Bu durum üst kademe insanlar için geçerli değildir. Feodal beyin kurallarına bağlı kalarak yaşamak zorundadırlar. Feodal toplumun sınıfları bulunmaktadır. Halk eşitsiz şartlar altında ayrıştırılmıştır. Feodal devlet özellikleri bakımından diğer büyük güçlerin alt dalları olarak düşünülebilir. Roma feodal devlet yapısı açısından kıymetli bir örnektir. Feodalizm egemenliğinde yetişten toplumların özellikleri nedir? sorusuna cevaben bu toplumun sınıflarını da açıklayalım.  Soylu: Toprak sahibi olan zengin kişilere verilen addır. Bu kimselerin her türlü yönetim hakkı bulunmaktadır. Soyluların da kendi içlerinde ayrımları ve yetkileri bulunmaktadır. Toplumdaki izlenimlerine göre şu şekilde sıralanabilirler: senyör(derebeyi, lord) < kral < dük < kont < baron Rahipler: Feodal rejimin din tarafındaki yetkilileridir. Kilise gelirleri ile yaşamlarını oldukça rahat bir şekilde sürdürmüşlerdir. Din baskısı nedeniyle toplumda söz sahibi konumundadırlar. Burjuvalar: Altında çalıştıkları derebeyine ödeme yaptıkları sürece sanatla ve ticaretle uğraşabilen kişilerdir. Toplumun kölelerden sonraki en alçak seviyesidir. Özgür Köylüler: Bir soylu kimseye bağlı olan çalışanlardır. Soylulara göre çok daha küçük toprak parçalarına sahip olurlar. Bu toprağı işleyebilir, satabilir ya da miras bırakabilirler. Köle Köylüler: Bu gruba serfler adı da verilmektedir. Toprak ile aynı anlama gelen bir kesimi tarif etmektedir. Toprağı alan, o toprağın kölelerini de almış sayılırdı. Feodalizmin Çöküşü ve Çöküş Nedenleri Feodalite tarıma ve toprağa bağlı bir sistem olduğundan, tarıma verilen önem azaldıkça buna bağlı olarak feodalizmin yıkılış süreci de başlamıştır. Feodalitenin bitiş tarihi 15. yüzyıl dönemini işaret etmektedir. Orta çağda hakimiyetini sürdüren bu yapı, bir ülke hariç her yerde yeni çağ başladığında bitmiştir. Bu farklılık yaratan ülke Almanya'dır ve Almanya da feodalizm yani derebeylik sistemi yakın çağ başlarında son bulmuştur. Feodalizm rejiminin çöküş sebepleri şunlardır:  Barutlu silah teknolojilerine geçilmesi. Sınai üretim girişimleri ve buna bağlı tarımın kıymetsizleşmesi. Yeni devletlerin ve merkezi otoritelerin kurulması. Avrupa ve tüm dünyada sürekli ve düzenli askeri güçlerin kurulması. Düzenli ordularla birlikte bireysel otoritelerin çürütülmesi. Merkantilizm Nedir? Temel İlkeleri Nelerdir?   (More)

Tüm orta çağ boyunca sürüp, yakın çağa kadar sarkan feodalizm kavramı hakkında en temel bilgileri sizlerle paylaşacağız. Feodalizm (derebeylik ya da feodalite) nedir? Ne demektir? Nasıl ortaya çıkmıştır ve nasıl yok olmuştur? Neden ve sonuçları nelerdir? gibi tüm akıl kurcalayan sorulara bu yazımızda cevap vereceğiz.  Tarih derslerinde sıklıkla karşımıza çıkan bu kavram, 9. yüzyıldan orta çağ sonuna kadar sürmüş bir rejimdir. Çok fazla toprağı olan kişilerin köylü köleleri kullanarak daha da büyüdüğü sisteme feodalizm rejimi denilmektedir.

Feodalizm Nedir, Ne Anlama Gelmektedir?

Roma'nın yıkılmasıyla birlikte orta çağ dünyasında ciddi bir otorite boşluğu meydana gelmiştir. İnsanlar, bu siyasi boşluğu doldurmak için feodalizm kültürüne ayak uydurmuştur. En basit haliyle feodalizm için kısaca zengin birine çalışan tarım işçilerinin, zengin kişi tarafından yönetilip korunduğu ekonomik ve sosyal sistem diyebiliriz. feodalizm nedir Ailesinden miras kalan ya da kendisinin kazandığı topraklarla köylülere hükmeden kişiye senyör, süzeren, derebeyi ya da feodal bey denilmekteydi ve bunların da arasında bir hiyerarşi hakimdi. Bu kişi için çalışan köylü tarım işçilerine ise vassal adı verilmekteydi. Bu kesim de ikiye ayrılmaktadır. feodalizmin kelime anlamı İlk kez Fransa'da çıkan feodal devlet ve toplum yapısı, karşılıklı sorumlulukları ifade etmektedir. Yani feodalizm nedir? sorusunun cevabının altında feodal beyin köylülere, köylülerin ise feodal beye olan eşit sorumlulukları yatmaktadır. Vasallar senyör için çalışırlar ve senyör de onları askeri gücü ile koruyup kollar mantığı hakimdir ancak ne gariptir bu durum hiçbir zaman böyle olmamıştır.

Feodalizm Neden ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

feodalizmin ortaya çıkışı Roma siyasi otoritesini kaybedip yok olduktan sonra küçük krallıklar kurulmuştur. Bu krallıklara barbar şefi adı verilen yöneticiler ve yardımcılar atanmıştır. Eski Roma yasaları ve o dönem insanının işine gelen bazı eklemeler ile bu devletlere yazılı olmayan yeni kurallar getirilmiştir. Ardından başlayan Kavimler göçü ile bugün feodalizm nedir? sorusunu bizlere sorduran feodal rejim bu karışıklıkta tamamen ortaya çıkmıştır. feodalitenin ortaya çıkması Feodalizmin ortaya çıkış sebepleri şu şekildedir: 
  • Roma'nın yıkılışı ve beraberinde gelen siyasi iktidarsızlık.
  • Merkezi yönetime bağlı olmayan birçok farklı küçük yönetim biriminin oluşması.
  • İnsanların bu karışıklık içerisinde sığınabilecekleri bir yönetim arıyor olmaları.
  • Orta çağ toplumlarının en büyük gelir kaynaklarının tarım olması ve insanların alternatif kabul etmemesi.
  • Senyör veya derebeyi ismi verilen zenginlerin, fakir ve korumaya muhtaç köylü işçiler olan vassallara korunma ve kısmi maddi güç vadetmesi.
  • Kavimler göçünün baş göstermesi.
  • Ticari anlaşmazlıklar, ticaret yollarındaki işleyişin bozulması, sistematik bir düzenin Avrupa ve diğer yaygın birçok coğrafyada olmaması.

Feodal Toplum Özellikleri ve Feodalizmin Toplum Üzerindeki Sonuçları

feodalizm sonuçları Feodalizm nedir? sorusuna özet halinde kısaca cevap verdikten sonra bir de bu dönemde yaşayan insanların durumlarına (feodalizm toplumlarına) göz atalım. 
  • Feodalizm egemenliğinde gelişen toplumlar inandırılmış bir psikolojiye sahiptir.
  • Tarım işçisi olarak yine bir insana (otoriteye değil) çalışırlar ve karşılığında güvende olurlar.
  • Feodal toplumun bireyleri kişilikleri açısından ezilmiş ve hor görülmüş kişilerdir. Bu durum üst kademe insanlar için geçerli değildir.
  • Feodal beyin kurallarına bağlı kalarak yaşamak zorundadırlar.
  • Feodal toplumun sınıfları bulunmaktadır. Halk eşitsiz şartlar altında ayrıştırılmıştır.
  • Feodal devlet özellikleri bakımından diğer büyük güçlerin alt dalları olarak düşünülebilir. Roma feodal devlet yapısı açısından kıymetli bir örnektir.
feodalite toplum sınıfları Feodalizm egemenliğinde yetişten toplumların özellikleri nedir? sorusuna cevaben bu toplumun sınıflarını da açıklayalım. 
  • Soylu: Toprak sahibi olan zengin kişilere verilen addır. Bu kimselerin her türlü yönetim hakkı bulunmaktadır. Soyluların da kendi içlerinde ayrımları ve yetkileri bulunmaktadır. Toplumdaki izlenimlerine göre şu şekilde sıralanabilirler: senyör(derebeyi, lord) < kral < dük < kont < baron
  • Rahipler: Feodal rejimin din tarafındaki yetkilileridir. Kilise gelirleri ile yaşamlarını oldukça rahat bir şekilde sürdürmüşlerdir. Din baskısı nedeniyle toplumda söz sahibi konumundadırlar.
  • Burjuvalar: Altında çalıştıkları derebeyine ödeme yaptıkları sürece sanatla ve ticaretle uğraşabilen kişilerdir. Toplumun kölelerden sonraki en alçak seviyesidir.
  • Özgür Köylüler: Bir soylu kimseye bağlı olan çalışanlardır. Soylulara göre çok daha küçük toprak parçalarına sahip olurlar. Bu toprağı işleyebilir, satabilir ya da miras bırakabilirler.
  • Köle Köylüler: Bu gruba serfler adı da verilmektedir. Toprak ile aynı anlama gelen bir kesimi tarif etmektedir. Toprağı alan, o toprağın kölelerini de almış sayılırdı.

Feodalizmin Çöküşü ve Çöküş Nedenleri

Feodalite tarıma ve toprağa bağlı bir sistem olduğundan, tarıma verilen önem azaldıkça buna bağlı olarak feodalizmin yıkılış süreci de başlamıştır. Feodalitenin bitiş tarihi 15. yüzyıl dönemini işaret etmektedir. Orta çağda hakimiyetini sürdüren bu yapı, bir ülke hariç her yerde yeni çağ başladığında bitmiştir. Bu farklılık yaratan ülke Almanya'dır ve Almanya da feodalizm yani derebeylik sistemi yakın çağ başlarında son bulmuştur. feodalizm çöküşü yıkılması bitmesi Feodalizm rejiminin çöküş sebepleri şunlardır: 
  • Barutlu silah teknolojilerine geçilmesi.
  • Sınai üretim girişimleri ve buna bağlı tarımın kıymetsizleşmesi.
  • Yeni devletlerin ve merkezi otoritelerin kurulması.
  • Avrupa ve tüm dünyada sürekli ve düzenli askeri güçlerin kurulması.
  • Düzenli ordularla birlikte bireysel otoritelerin çürütülmesi.

Merkantilizm Nedir? Temel İlkeleri Nelerdir?

 

Dec. 9, 2019, 10:34 p.m.

ArticleRecommended For You

Merkantilizm Nedir? Temel İlkeleri Nelerdir?

+5

+5

+5

+5

Bugün sizlere tarih kitaplarında kısaca anlatılıp geçilen, pek üzerinde durulmasa da insanı okuyunca kendisine çeken "Merkantilizm" konusunu anlatacağız. Merkantilizm nedir? sorusuna öncelikle kelimenin anlamını açıklayıp ardından bu anlayışın temel ilkelerini açıklayarak cevap vereceğiz. Karşıt görüşü fizyokrasi olan bu uygulayış biçiminin tanımına, nedenlerine, sonuçlarına ve tarihteki etkilerine göz atalım. Merkantilizm ne demektir? sorusuna adım adım cevap vermeye başlıyoruz.  En basit haliyle merkantilizm, 15. ve 18. yüzyıllar arasında özellikle Batı Avrupa ülkelerince sıkça tercih edilmiş, ticari burjuva kazançlarını koruyan, ekonomik ve iktisadi bir teori olarak adlandırılabilir. Merkantilizm kelimesinin sözlük anlamı ile merkantilizm hakkında bilgi vermeye başlayalım. Merkantilizm Nedir? Merkantilizm Tanımı: Kökeni merchandise kelimesinden gelen, sistematik ve iktisadi teorik düşünce sistemidir. Devletin sahip olduğu hazine ve kıymetli eşyaların (altın, gümüş ve o dönemin değerli diğer madenleri) arttırılmasına odaklanan, dış ticaretle bu gücün arttırılmasını hedefleyen, devletin de ekonomiye katılıyor olması gerektiği görüşünü savunan, en önemlisi de ticarette bir tarafın devamlı kandırıldığını düşünen teorik bakış açısıdır. Merkantilizm nedir? sorusunun cevabını biraz daha açalım. Ülkelerin sahip oldukları altın ve benzeri değerli eşyalarla güçlerini ortaya koydukları dönemlerde ortaya çıkan bu teoriyi savunan kişilere "merkantilist" adı verilmektedir. Merkantilizm ülke hazinesine giren altın yani değerli maden sayısını arttırmaya odaklandığı gibi, aynı şekilde ülkeden çıkan değerli maden tutarını da azaltmaya çalışmaktadır. (Başka devletlere ödeme yapmak gibi düşünebilirsiniz.) Günümüz merkantilizm anlayışı gibi olaya yaklaşırsak, bu teoriyi orta çağ ülkelerinin "dış ticaret fazlası veren ülke" olma gayreti olarak da adlandırabiliriz. Merkantilizmin temel özellikleri: İhracatın getirisi ithalattan her zaman daha fazladır. Ülkenin zengin olduğu ihracat rakamlarından ve sahip olduğu değerli maden stoklarından tespit edilmektedir. Devletin ekonomiye olan katkısı arttırılmaktadır. Kamu hizmet ve kurumlarının geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Merkantilizm, temel varsayımları gereğince ihracatı ham maddeyle yapmayı ve bu yoldan gelir elde etmeyi uygun bulmaz. Merkantilizm düşüncesi gereğince ham madde işlenip, ardından satışa sunulmalıdır. Ülkeler açısından borçlanmak sorun değildir. Merkantilizm düşünce sistemi gereğince dikkat edilmesi gereken tek kuram bu dengenin korunmasıdır. Uzak ülkelerdeki müşterilere ulaşmak teşvik hedefidir. Bu nedenle merkantilizm dönemi içerisinde birçok farklı denizaşırı ticari faaliyet gösterilmiştir. Halka gelir birimi olarak bakılır ve bu nedenle günümüz sistemlerinde olduğu gibi nüfus sayısının artması yönünde teşvikler düzenlenir. Merkantilizm özellikleri günümüz devlerinin geçmiş temellerini oluşturmaktadır. Bu idea popüler olduğu dönemlerde uygulayıcı ülkelere çok büyük getiriler sağlamıştır. Vergilerin yükseltilmesi ve buna bağlı gelir artışı uygun görülmüştür. Ünlü merkantilistler tarafından geçmişte uygulanmış, Avrupa'nın geleceği üzerinde etkisi olan bir uygulamadır. Miktar teorisi ile örtüşen bir yapıdır. Merkantilizm Ne Zaman Nasıl Ortaya Çıktı? Sıkça sorulan merkantilizm nedir sorusunun yanı sıra insanlar, bu teorinin hangi dönemde ortaya çıktığını da merak etmişlerdir. 15. yüzyılın son demlerinde temelleri atılan bu teori, feodalizmin çökmesi ile yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Ticaret kapitalizminin hacmi büyüyüp, ticari burjuva sınıfının kurnaz planları ön plana çıktıkça bu görüş daha belirgin hale gelmiştir. Yaklaşık 100 senelik bir yaygınlaşma sürecinden sonra merkantilizm destekçisi ülkeler giderek artmış ve 16. yüzyıl sonlarında neredeyse tüm Batı Avrupa ülkeleri bu görüşü destekler olmuştur. Merkantilizmin ortaya çıkışı Rönesans ve reform hareketlerinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte peydahlanan yeni iktisadi bakış açılarının kıymet görmesine dayanmaktadır. Feodalizm, sınıfları gereğince ticareti "tüccar" kesiminin yönetimine bırakırken, merkantilizm görüşünün çıkışı gündeme gelerek bu yönetimin de devlete verilmesi sağlanmıştır. Feodalizmin (feodal sistemin) çöküşü merkantilizmin ortaya çıkışı için bir fırsat oluşturmuştur. Günümüz dünyasında rağbet gören her görüşün olduğu gibi merkantilizm kavramının da bir çöküş dönemi bulunmaktadır. Tam net tarihler olmamakla birlikte 15. ve 18. yüzyıllar arasında dönem dönem rağbet gören bu iktisat teorisi, sanayi devrimi ile tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür. Merkantilizm başlangıç ve bitiş tarihleri hakkında da bilgi verdiğimize göre merkantilizm nedir? sorusunun en çok merak edilen alt dalı olan "temel ilkeler" konusuna geçelim. Merkantilizmin Temel İlkeleri Nelerdir? Merkantilizm temel ilkeleri bakımından 2 ana düşünce yapısına bağlanan, anlaşılması kolay ve tarihteki yeri sağlam olan bir teoridir. Merkantilizmin temel ilkeleri  şunlardır: Ülkenin zenginliği sahip olduğu tüm değerli madenlerin, diğer ülkelerle olan kıyası neticesinde tespit edilmektedir. Ekonomik kapitalizm kavramının ilerletilebilmesi ve ülkeye faydalı hale getirilebilmesi için devletin ekonomik faaliyetlerde öncü olması gerekir. Sömürgeci devlet anlayışı bu düşünce sisteminin temel ilkeleri arasında yer alır. Koloni oluşturma hedefleri ve buna bağlı olarak devletlerin büyütülmesi. Milli üretime sahip çıkılarak, milli üretim olan mallarla dış ticaret yapılması. Merkantilizm temel ilkeleri nedir sorusunun cevabını verdikten sonra Merkantilizmin Sonuçları Nelerdir? Merkantilizm sonuçları ile Dünya tarihinde büyük izler bırakan, iktisadi bir teoridir. Bu merkantilizmin etkileri şunlardır: Dönem dönem haksız ve dengesiz kazanç sağlanmasına neden olmuştur. Ticari ilişkilerde global anlamda büyük bir çıkarcılığın oluşmasını sağlamıştır. Bazı ülkelerin çok fazla gelişmesini, bazılarının ise gerilemesine neden olmuştur. Sömürge kaynağı olan ülkelerin geleceklerinde büyük yaralar bırakmıştır. Dünya Ülkelerinin Merkantilizm Anlayışları ve Temsilcileri Ülkelerin merkantilizm anlayışları tarih içerisinde devamlı değişkenlik göstermiştir. Fransızlar, İngilizler, Almanlar ve İspanyollar merkantilizm kavramını anlam ve düşünce biçimi bakımından farklı temellere dayandırarak yorumlamıştır. Ülkelerin merkantilizm anlayışları ve özellikleri şu şekildedir: Alman Merkantilizmi (Kameralizm) Friedrich Wilhelm ve Büyük Friedrich tarafından temsil edilen bir Alman görüşüdür. Merkantilizm nedir? başlığı altında anlattığımız menfaatler ile örtüşen bir ekonomi politikasıdır. Kameralizmin temel amacı devlet hazinesine giren altın miktarını arttırmak ve devletin zenginleşmesini sağlamaktır. Fransız Merkantilizmi (Colbertism – Sınai Merkantilizm)  Sanayi merkantilizminin temel amacı bu görüş gereğince ortaya çıkmıştır. Ülkenin üreterek kazanacağını uygun gören bir görüş sistemidir. Jean Bodin gibi önemli isimler tarafından temsil edilmiştir. Temsilcileri arasında zaman zaman fikir ayrılıkları olduğu bilinmektedir. Colbertism (merkantilizmin alt dallarından birisi) ise bu farklı görüşlerin en çok onay alanıdır. Kaliteli mal, yüksek fiyat, farklı teşvik modelleri ve devletin farklı politikalarıyla ticarete müdahalelerini haklı bulan bir görüştür. İspanyol Merkantilizmi (Bulyonizm – Külçeci) En ilkel ve geri kalmış merkantilizm görüşü olarak nitelendirilebilir. Sadece ülkeye gerekirse illegal adımlar atılarak altın sokmayı hedefler. Ülkeden altın çıkışını yasaklayan bir uygulamadır. Merkantilizm nedir? başlığı altında anlattığımız temel ilkeler ile bazı durumlarda zırt düşebilir. İngiliz Merkantilizmi (Ticari Merkantilizm) Dengeli ve başarıya ulaşmış bir görüştür. Merkantilistler tarafından deniz ticaretine odaklanılan bir dönemdir. Denizcilik ile dış ihracatın arttırılması yönünde çalışmalar yapılmıştır. İngilizlerin başarıya ulaşıp, büyük bir ekonomiye sahip olmalarında oldukça büyük bir etkisi bulunan, uygulamada zirve yapmış bir düşünce yapısıdır. Neo Merkantilizm Nedir? Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde yaşanmış temel merkantilizm düşüncesi ile örtüşen eylemler bütünüdür. Dış ticaret eylemleri üzerine kurulan kısıtlayıcı ve yeni sistemler, bu eski çağ sisteminin tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Normal merkantilizm akımından en temel farkı ise ürün çeşitliliği bakımından neo merkantilizm kavramının daha zengin oluşudur. Neo merkantilizm temel özellikleri ve amacı bakımından başka bir farklılığa sahip değildir diyebiliriz. Elbette savaş aralığında gündeme gelmiş olan bu ekonomik görüş bazı değişimlere de ev sahipliği yapmış olabilir. Rönesans Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir? (More)

Bugün sizlere tarih kitaplarında kısaca anlatılıp geçilen, pek üzerinde durulmasa da insanı okuyunca kendisine çeken "Merkantilizm" konusunu anlatacağız. Merkantilizm nedir? sorusuna öncelikle kelimenin anlamını açıklayıp ardından bu anlayışın temel ilkelerini açıklayarak cevap vereceğiz. Karşıt görüşü fizyokrasi olan bu uygulayış biçiminin tanımına, nedenlerine, sonuçlarına ve tarihteki etkilerine göz atalım. Merkantilizm ne demektir? sorusuna adım adım cevap vermeye başlıyoruz.  En basit haliyle merkantilizm, 15. ve 18. yüzyıllar arasında özellikle Batı Avrupa ülkelerince sıkça tercih edilmiş, ticari burjuva kazançlarını koruyan, ekonomik ve iktisadi bir teori olarak adlandırılabilir. Merkantilizm kelimesinin sözlük anlamı ile merkantilizm hakkında bilgi vermeye başlayalım.

Merkantilizm Nedir?

Merkantilizm Tanımı: Kökeni merchandise kelimesinden gelen, sistematik ve iktisadi teorik düşünce sistemidir. Devletin sahip olduğu hazine ve kıymetli eşyaların (altın, gümüş ve o dönemin değerli diğer madenleri) arttırılmasına odaklanan, dış ticaretle bu gücün arttırılmasını hedefleyen, devletin de ekonomiye katılıyor olması gerektiği görüşünü savunan, en önemlisi de ticarette bir tarafın devamlı kandırıldığını düşünen teorik bakış açısıdır. merkantilizm nedir Merkantilizm nedir? sorusunun cevabını biraz daha açalım. Ülkelerin sahip oldukları altın ve benzeri değerli eşyalarla güçlerini ortaya koydukları dönemlerde ortaya çıkan bu teoriyi savunan kişilere "merkantilist" adı verilmektedir. Merkantilizm ülke hazinesine giren altın yani değerli maden sayısını arttırmaya odaklandığı gibi, aynı şekilde ülkeden çıkan değerli maden tutarını da azaltmaya çalışmaktadır. (Başka devletlere ödeme yapmak gibi düşünebilirsiniz.) Günümüz merkantilizm anlayışı gibi olaya yaklaşırsak, bu teoriyi orta çağ ülkelerinin "dış ticaret fazlası veren ülke" olma gayreti olarak da adlandırabiliriz. Merkantilizmin temel özellikleri:
  • İhracatın getirisi ithalattan her zaman daha fazladır.
  • Ülkenin zengin olduğu ihracat rakamlarından ve sahip olduğu değerli maden stoklarından tespit edilmektedir.
  • Devletin ekonomiye olan katkısı arttırılmaktadır.
  • Kamu hizmet ve kurumlarının geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
  • Merkantilizm, temel varsayımları gereğince ihracatı ham maddeyle yapmayı ve bu yoldan gelir elde etmeyi uygun bulmaz. Merkantilizm düşüncesi gereğince ham madde işlenip, ardından satışa sunulmalıdır.
  • Ülkeler açısından borçlanmak sorun değildir. Merkantilizm düşünce sistemi gereğince dikkat edilmesi gereken tek kuram bu dengenin korunmasıdır.
  • Uzak ülkelerdeki müşterilere ulaşmak teşvik hedefidir. Bu nedenle merkantilizm dönemi içerisinde birçok farklı denizaşırı ticari faaliyet gösterilmiştir.
  • Halka gelir birimi olarak bakılır ve bu nedenle günümüz sistemlerinde olduğu gibi nüfus sayısının artması yönünde teşvikler düzenlenir.
  • Merkantilizm özellikleri günümüz devlerinin geçmiş temellerini oluşturmaktadır. Bu idea popüler olduğu dönemlerde uygulayıcı ülkelere çok büyük getiriler sağlamıştır.
  • Vergilerin yükseltilmesi ve buna bağlı gelir artışı uygun görülmüştür.
  • Ünlü merkantilistler tarafından geçmişte uygulanmış, Avrupa'nın geleceği üzerinde etkisi olan bir uygulamadır.
  • Miktar teorisi ile örtüşen bir yapıdır.

Merkantilizm Ne Zaman Nasıl Ortaya Çıktı?

merkantilizm nedir ne zaman nasıl ortaya çıktı Sıkça sorulan merkantilizm nedir sorusunun yanı sıra insanlar, bu teorinin hangi dönemde ortaya çıktığını da merak etmişlerdir. 15. yüzyılın son demlerinde temelleri atılan bu teori, feodalizmin çökmesi ile yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Ticaret kapitalizminin hacmi büyüyüp, ticari burjuva sınıfının kurnaz planları ön plana çıktıkça bu görüş daha belirgin hale gelmiştir. Yaklaşık 100 senelik bir yaygınlaşma sürecinden sonra merkantilizm destekçisi ülkeler giderek artmış ve 16. yüzyıl sonlarında neredeyse tüm Batı Avrupa ülkeleri bu görüşü destekler olmuştur. merkantilizmin ortaya çıkışı Merkantilizmin ortaya çıkışı Rönesans ve reform hareketlerinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte peydahlanan yeni iktisadi bakış açılarının kıymet görmesine dayanmaktadır. Feodalizm, sınıfları gereğince ticareti "tüccar" kesiminin yönetimine bırakırken, merkantilizm görüşünün çıkışı gündeme gelerek bu yönetimin de devlete verilmesi sağlanmıştır. Feodalizmin (feodal sistemin) çöküşü merkantilizmin ortaya çıkışı için bir fırsat oluşturmuştur. merkantilizmin çöküşü Günümüz dünyasında rağbet gören her görüşün olduğu gibi merkantilizm kavramının da bir çöküş dönemi bulunmaktadır. Tam net tarihler olmamakla birlikte 15. ve 18. yüzyıllar arasında dönem dönem rağbet gören bu iktisat teorisi, sanayi devrimi ile tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür. Merkantilizm başlangıç ve bitiş tarihleri hakkında da bilgi verdiğimize göre merkantilizm nedir? sorusunun en çok merak edilen alt dalı olan "temel ilkeler" konusuna geçelim.

Merkantilizmin Temel İlkeleri Nelerdir?

merkantilizm temel ilkeleri nedir Merkantilizm temel ilkeleri bakımından 2 ana düşünce yapısına bağlanan, anlaşılması kolay ve tarihteki yeri sağlam olan bir teoridir. Merkantilizmin temel ilkeleri  şunlardır:
  • Ülkenin zenginliği sahip olduğu tüm değerli madenlerin, diğer ülkelerle olan kıyası neticesinde tespit edilmektedir.
  • Ekonomik kapitalizm kavramının ilerletilebilmesi ve ülkeye faydalı hale getirilebilmesi için devletin ekonomik faaliyetlerde öncü olması gerekir.
  • Sömürgeci devlet anlayışı bu düşünce sisteminin temel ilkeleri arasında yer alır.
  • Koloni oluşturma hedefleri ve buna bağlı olarak devletlerin büyütülmesi.
  • Milli üretime sahip çıkılarak, milli üretim olan mallarla dış ticaret yapılması.
Merkantilizm temel ilkeleri nedir sorusunun cevabını verdikten sonra

Merkantilizmin Sonuçları Nelerdir?

Merkantilizm sonuçları ile Dünya tarihinde büyük izler bırakan, iktisadi bir teoridir. Bu merkantilizmin etkileri şunlardır:
  • Dönem dönem haksız ve dengesiz kazanç sağlanmasına neden olmuştur.
  • Ticari ilişkilerde global anlamda büyük bir çıkarcılığın oluşmasını sağlamıştır.
  • Bazı ülkelerin çok fazla gelişmesini, bazılarının ise gerilemesine neden olmuştur.
  • Sömürge kaynağı olan ülkelerin geleceklerinde büyük yaralar bırakmıştır.

Dünya Ülkelerinin Merkantilizm Anlayışları ve Temsilcileri

merkantilizm temsilcileri nedir Ülkelerin merkantilizm anlayışları tarih içerisinde devamlı değişkenlik göstermiştir. Fransızlar, İngilizler, Almanlar ve İspanyollar merkantilizm kavramını anlam ve düşünce biçimi bakımından farklı temellere dayandırarak yorumlamıştır. Ülkelerin merkantilizm anlayışları ve özellikleri şu şekildedir:

Alman Merkantilizmi (Kameralizm)

  • Friedrich Wilhelm ve Büyük Friedrich tarafından temsil edilen bir Alman görüşüdür.
  • Merkantilizm nedir? başlığı altında anlattığımız menfaatler ile örtüşen bir ekonomi politikasıdır.
  • Kameralizmin temel amacı devlet hazinesine giren altın miktarını arttırmak ve devletin zenginleşmesini sağlamaktır.

Fransız Merkantilizmi (Colbertism – Sınai Merkantilizm) 

  • Sanayi merkantilizminin temel amacı bu görüş gereğince ortaya çıkmıştır.
  • Ülkenin üreterek kazanacağını uygun gören bir görüş sistemidir.
  • Jean Bodin gibi önemli isimler tarafından temsil edilmiştir. Temsilcileri arasında zaman zaman fikir ayrılıkları olduğu bilinmektedir.
  • Colbertism (merkantilizmin alt dallarından birisi) ise bu farklı görüşlerin en çok onay alanıdır. Kaliteli mal, yüksek fiyat, farklı teşvik modelleri ve devletin farklı politikalarıyla ticarete müdahalelerini haklı bulan bir görüştür.

İspanyol Merkantilizmi (Bulyonizm – Külçeci)

  • En ilkel ve geri kalmış merkantilizm görüşü olarak nitelendirilebilir.
  • Sadece ülkeye gerekirse illegal adımlar atılarak altın sokmayı hedefler.
  • Ülkeden altın çıkışını yasaklayan bir uygulamadır.
  • Merkantilizm nedir? başlığı altında anlattığımız temel ilkeler ile bazı durumlarda zırt düşebilir.

İngiliz Merkantilizmi (Ticari Merkantilizm)

  • Dengeli ve başarıya ulaşmış bir görüştür.
  • Merkantilistler tarafından deniz ticaretine odaklanılan bir dönemdir.
  • Denizcilik ile dış ihracatın arttırılması yönünde çalışmalar yapılmıştır.
  • İngilizlerin başarıya ulaşıp, büyük bir ekonomiye sahip olmalarında oldukça büyük bir etkisi bulunan, uygulamada zirve yapmış bir düşünce yapısıdır.

Neo Merkantilizm Nedir?

Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde yaşanmış temel merkantilizm düşüncesi ile örtüşen eylemler bütünüdür. Dış ticaret eylemleri üzerine kurulan kısıtlayıcı ve yeni sistemler, bu eski çağ sisteminin tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Normal merkantilizm akımından en temel farkı ise ürün çeşitliliği bakımından neo merkantilizm kavramının daha zengin oluşudur. neo merkantilizm Neo merkantilizm temel özellikleri ve amacı bakımından başka bir farklılığa sahip değildir diyebiliriz. Elbette savaş aralığında gündeme gelmiş olan bu ekonomik görüş bazı değişimlere de ev sahipliği yapmış olabilir.

Rönesans Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

Dec. 9, 2019, 1:16 p.m.

ArticleRecommended For You

Türk İslam Tarihinin Önemli İsimlerinden Gazneliler Hakkında Bilgiler

+2

Türk İslam tarihi açısından önemi büyük olan Gazneliler hakkında bilgilerle karşınızdayız! Gazneli Mahmut ile öne çıkan, bilim ve sanata dair önemli gelişmelerin yaşandığı Gazneli Devleti, farklı etnik kökenlere sahip birçok milletten insanı barındırmıştır. Bu yüzden, Gazneli Devleti'nde milli bilinç oluşamamıştır. Peki, Gaznelilerin kuruluşu ve yıkılışı nasıl oldu? Özellikleri de dahil olmak üzere, Gazneliler hakkında bilmeniz gerekenleri bu yazıda bulabilirsiniz. Gazneli Mahmut, Türk İslam tarihinde sultan unvanını kullanan ilk kişidir. Onun döneminde Gazneli Devleti büyük gelişmeler yaşamıştır. Edebiyat, sanat ve bilim alanında birçok insan yetişmiştir. Biruni, Firdevsi, Utbi ve İbni- Sina gibi önemli isimler, Gazneli Devleti'nin yetiştirdiği kıymetli insanlardan bazılarıdır. Özellikleri Bakımından Gazneliler İmparatorluk özelliğine sahip bir devlettir. Ordu içinde farklı milletlere ait askerlere ve paralı askerlere yer verildi. Gaznelilerde saray dili Türkçe, bilim dili Arapça ve edebiyat dili ise Farsça idi. Durum böyle olunca Türk dilinin gelişmesi zorlaşmıştır. Ekonomik hayatın gelişmesi için ticarete önem verdiler, altın ve gümüş gibi madenleri işlediler. Bilim ve edebiyata önem verdiler. İranlı şair Firdevsi, bu dönemde Gazneli Mahmut için Şehname adlı eserini kaleme almıştır. Gazneliler (963-1187) Devlet, adını Doğu Afganistan'da yer alan ve devletin merkezi olan Gazne şehrinden aldı. Gazneliler, Yeminiler veya Sebükteginiler olarak da bilinirler. Samanoğlu Devleti'nin Herat valisi olan Alp Tigin tarafından bu devletin temelleri atıldı. (963) Alp Tigin'den sonra başa geçen İbrahim Bilge Tigin ile Piri Tigin zamanlarında devlet, Samanoğullarına bağlı olarak varlığını sürdürdü. Sebük Tigin'in başa geçmesiyle beraber, devlet bağımsızlığını ilan etti. Sebük Tigin sonrası oğlu Gazneli Mahmut başa geçirildi. (997) Gazneli Mahmut döneminde devlet, en parlak vakitlerini geçirdi. Karahanlılar ile ittifak kuran Gazneliler, Samanoğullarını ortadan kaldırdı. Gazneli Mahmut, Abbasi halifesini Büveyhoğullarının baskısı altından kurtararak İslam dünyasında büyük adımlar attı. Liderlik ve koruyuculuk özellikleri ile öne çıktı. Sultan Mahmut, Abbasi halifesi adına para bastırmış ve hutbe okutmuştur. Karahanlılarla mücadele ederek Buhara, Horasan ve Herat bölgelerini ele geçirdi. Sultan Mahmut, Hindistan'a, hayatının sonuna dek süren tam 17 sefer düzenledi. Sultan Mahmut'un Hindistana'a Sefer Düzenlemesinin Nedenleri Hindistan'ın, zengin yer altı ve yer üstü kaynaklara sahip olması Hindistan'ın ikliminin yumuşak olması İslamiyet'e zarar veren bölücü mezheplerin faaliyetlerine son verilmek istenmesi Hindistan'ı ele geçirerek güçlenmek ve İslam dünyasının liderliğini ele geçirmek istemesi Abbasi halifesine söz vermiş olması Gazneliler ve Hint Seferleri Sonrası Yaşanan Gelişmeler Gazneli Devleti, Hindistan seferleri sonunda Kuzey Hindistan'ı topraklarına kattı. Bölgede İslamiyet yayılmaya başladı. Hint Seferleri sırasında büyük ganimetler ele geçirildi. Gazneli Mahmut, ele geçirilen ganimetler ile Gazne şehrine parklar, bahçeler, zafer abideleri ve camiler yaptırdı. Kuzey Hindistan'ın ele geçirilmiş olmasıyla birlikte, burada uzun yıllar devam edecek olan bir Türk hakimiyeti başladı. Gazneli Mahmut, saray meclisini halka açtı. Bilim ve sanata olan ilgi arttı. Gazneli Mahmut'tan sonra yerine oğlu Mesut geçti. Gazneli Devleti'nde Sultan Mesut Dönemi 1030 senesinde başa geçen Sultan Mesut, Hint seferlerine devam etti. Bu durum Selçukluların güçlenmesini sağladı. Horosan Bölgesi'ne akın düzenleyen Selçuklular, Serahs ve Nesa savaşlarında Gaznelileri yendi. Sultan Mesut zamanında Büyük Selçuklular ile 1040 senesinde Dandanakan Savaşı gerçekleşti. Bu savaş sonucu Gazneliler yenildi. Aynı zamanda Horasan bölgesi Selçukluların eline geçmiş oldu. Zamanla zayıflayan Gaznelilerin yıkılışı hızlandı. Afganistan'ın yerli topluluğu olan Gurlular, Gazneli Devleti'ni 1187 senesinde yıkmıştır. Uygur Devleti Özellikleri Nelerdir? Uygurlar Nerede Kuruldu? (More)

Türk İslam tarihi açısından önemi büyük olan Gazneliler hakkında bilgilerle karşınızdayız! Gazneli Mahmut ile öne çıkan, bilim ve sanata dair önemli gelişmelerin yaşandığı Gazneli Devleti, farklı etnik kökenlere sahip birçok milletten insanı barındırmıştır. Bu yüzden, Gazneli Devleti'nde milli bilinç oluşamamıştır. Peki, Gaznelilerin kuruluşu ve yıkılışı nasıl oldu? Özellikleri de dahil olmak üzere, Gazneliler hakkında bilmeniz gerekenleri bu yazıda bulabilirsiniz. Gazneli Mahmut, Türk İslam tarihinde sultan unvanını kullanan ilk kişidir. Onun döneminde Gazneli Devleti büyük gelişmeler yaşamıştır. Edebiyat, sanat ve bilim alanında birçok insan yetişmiştir. Biruni, Firdevsi, Utbi ve İbni- Sina gibi önemli isimler, Gazneli Devleti'nin yetiştirdiği kıymetli insanlardan bazılarıdır.

Özellikleri Bakımından Gazneliler

Gazneliler ve özellikleri hakkında tüm ayrıntılar burada! Gazneli Devleti, Gazneli Mahmut, Gaznelilerin kuruluşu, yıkılışı ve Dandanakan Savaşı ayrıntıları!
  • İmparatorluk özelliğine sahip bir devlettir.
  • Ordu içinde farklı milletlere ait askerlere ve paralı askerlere yer verildi.
  • Gaznelilerde saray dili Türkçe, bilim dili Arapça ve edebiyat dili ise Farsça idi. Durum böyle olunca Türk dilinin gelişmesi zorlaşmıştır.
  • Ekonomik hayatın gelişmesi için ticarete önem verdiler, altın ve gümüş gibi madenleri işlediler.
  • Bilim ve edebiyata önem verdiler. İranlı şair Firdevsi, bu dönemde Gazneli Mahmut için Şehname adlı eserini kaleme almıştır.

Gazneliler (963-1187)

Gazneliler ve özellikleri hakkında tüm ayrıntılar burada! Gazneli Devleti, Gazneli Mahmut, Gaznelilerin kuruluşu, yıkılışı ve Dandanakan Savaşı ayrıntıları!
  • Devlet, adını Doğu Afganistan'da yer alan ve devletin merkezi olan Gazne şehrinden aldı.
  • Gazneliler, Yeminiler veya Sebükteginiler olarak da bilinirler.
  • Samanoğlu Devleti'nin Herat valisi olan Alp Tigin tarafından bu devletin temelleri atıldı. (963)
  • Alp Tigin'den sonra başa geçen İbrahim Bilge Tigin ile Piri Tigin zamanlarında devlet, Samanoğullarına bağlı olarak varlığını sürdürdü.
  • Sebük Tigin'in başa geçmesiyle beraber, devlet bağımsızlığını ilan etti.
  • Sebük Tigin sonrası oğlu Gazneli Mahmut başa geçirildi. (997)
  • Gazneli Mahmut döneminde devlet, en parlak vakitlerini geçirdi.
  • Karahanlılar ile ittifak kuran Gazneliler, Samanoğullarını ortadan kaldırdı.
  • Gazneli Mahmut, Abbasi halifesini Büveyhoğullarının baskısı altından kurtararak İslam dünyasında büyük adımlar attı. Liderlik ve koruyuculuk özellikleri ile öne çıktı.
  • Sultan Mahmut, Abbasi halifesi adına para bastırmış ve hutbe okutmuştur.
  • Karahanlılarla mücadele ederek Buhara, Horasan ve Herat bölgelerini ele geçirdi.
  • Sultan Mahmut, Hindistan'a, hayatının sonuna dek süren tam 17 sefer düzenledi.

Sultan Mahmut'un Hindistana'a Sefer Düzenlemesinin Nedenleri

  • Hindistan'ın, zengin yer altı ve yer üstü kaynaklara sahip olması
  • Hindistan'ın ikliminin yumuşak olması
  • İslamiyet'e zarar veren bölücü mezheplerin faaliyetlerine son verilmek istenmesi
  • Hindistan'ı ele geçirerek güçlenmek ve İslam dünyasının liderliğini ele geçirmek istemesi
  • Abbasi halifesine söz vermiş olması

Gazneliler ve Hint Seferleri Sonrası Yaşanan Gelişmeler

Gazneliler ve özellikleri hakkında tüm ayrıntılar burada! Gazneli Devleti, Gazneli Mahmut, Gaznelilerin kuruluşu, yıkılışı ve Dandanakan Savaşı ayrıntıları!
  • Gazneli Devleti, Hindistan seferleri sonunda Kuzey Hindistan'ı topraklarına kattı. Bölgede İslamiyet yayılmaya başladı.
  • Hint Seferleri sırasında büyük ganimetler ele geçirildi. Gazneli Mahmut, ele geçirilen ganimetler ile Gazne şehrine parklar, bahçeler, zafer abideleri ve camiler yaptırdı.
  • Kuzey Hindistan'ın ele geçirilmiş olmasıyla birlikte, burada uzun yıllar devam edecek olan bir Türk hakimiyeti başladı.
  • Gazneli Mahmut, saray meclisini halka açtı. Bilim ve sanata olan ilgi arttı.
  • Gazneli Mahmut'tan sonra yerine oğlu Mesut geçti.

Gazneli Devleti'nde Sultan Mesut Dönemi

tarih
  • 1030 senesinde başa geçen Sultan Mesut, Hint seferlerine devam etti. Bu durum Selçukluların güçlenmesini sağladı.
  • Horosan Bölgesi'ne akın düzenleyen Selçuklular, Serahs ve Nesa savaşlarında Gaznelileri yendi.
  • Sultan Mesut zamanında Büyük Selçuklular ile 1040 senesinde Dandanakan Savaşı gerçekleşti. Bu savaş sonucu Gazneliler yenildi. Aynı zamanda Horasan bölgesi Selçukluların eline geçmiş oldu.
  • Zamanla zayıflayan Gaznelilerin yıkılışı hızlandı. Afganistan'ın yerli topluluğu olan Gurlular, Gazneli Devleti'ni 1187 senesinde yıkmıştır.

Uygur Devleti Özellikleri Nelerdir? Uygurlar Nerede Kuruldu?

Nov. 30, 2019, 6 p.m.

ArticleRecommended For You

Orta Çağ'da Tüm Ulusları Korkutan Moğol İmparatorluğu Hakkında Bilgiler

+2

Moğol İmparatorluğu ne zaman kuruldu, özellikleri nelerdir? Cengiz Han tarafından kurulan Moğol Devleti, Cengiz Han'ın ölümünden sonra dörde ayrılmıştır. Moğollar ve yıkılışının ardından ortaya çıkan devletler hakkında tüm bilgileri açıklayalım. Moğol Devleti'nin kuruluş zamanlarında halk, Türklerden ve Moğollardan oluşuyordu. Moğol Devleti, 1206 senesinde Orta Asya'da kuruldu ve 1227'de Cengiz Han'ın (Timuçin) ölümünün ardından dört devlet haline geldi. Moğol İmparatorluğu Tarihi 1206'da Timuçin bir diğer ismi ile Cengiz Han tarafından kuruldu. Kuruluş yeri Karakum'dur. Orta Asya'da Türklere yakın bir bölgede yaşayan Moğollar, sırayla Hun, Göktürkler ve Uygurları hakimiyetleri altına aldılar. Yayılmacı ve yağmacı bir politika izleyen Cengiz Han, Çin'e yapmış olduğu seferler ile başkent Pekin'i ele geçirdi. Cengiz Han öldüğü zaman (1227) Moğol Devleti'nin sınırları batı Karadeniz kuzeyi ve Türkiye'ye, doğuda ise Büyük Okyanus'a kadar uzanıyordu. Cengiz Han, Harzem Seferi öncesinde kurultayda oğlu Ögeday'ı veliaht seçti. Cengiz Han'ın ölümünden sonra ise Ögeday, büyük han olmuştur. Ancak yönetim bakımından Moğol İmparatorluğu, eski Türk geleneklerine göre oğullar ve torunlar arasında paylaşılmıştır. Moğolların fetih ve istila hareketleri, birçok Türk boyunun batıya doğru göç etmesine neden oldu. Anadolu'daki nüfusun hızlı şekilde artmasını sağlayan bu durum, dolaylı şekilde Anadolu'nun Türkleşmesini sağladı. Özellikleri Bakımından Moğol İmparatorluğu Moğollar, orduyu onlu sisteme göre düzenlediler. Devlet meseleleri kurultayda görüşüldü. Ülke hanedanın ortak malıydı. Darugacı ismi verilen yerel yöneticiler vardı. Posta teşkilatını geliştirdiler. Türk kültüründen etkilendiler. Moğolların, Uygur yazısı ile yazılmış olan Yasaname-i Büzürg ismi verilen kanunları vardı. Moğol İmparatorluğu Parçalandıktan Sonra Hangi Devletler Kuruldu? Ögeday sonrasında Mengü, Kubilay ve Küyük Han devletin başına geçti. Çin'in merkezinde Kubilay Han bulunuyordu. Bir süre sonra devlet 4'e ayrıldı. Bu devletler ve özellikleri şöyle: 1. Altın Orda Devleti (1227-1502) Cengiz Han'ın torunu Batu Han tarafından Karadeniz'in kuzeyinde Doğu Avrupa ve İdil Irmağı boylarında kuruldu. Başkenti Saray'dır. Moğol İmparatorluğu sonrası ortaya çıkan bu devletin en önemli hükümdarı olan Berke Han Dönemi'nde, İslamiyet kabul edildi. Rus prensliklerini sürekli olarak baskı altında tutan ve onların birleşmesini engelleyen Altın Orda Devleti'nin Timur tarafından yıkılmasıyla beraber Ruslar, büyük bir güç haline geldi. Altın Orda Devleti'nin yıkılmasının ardından Kırım, Kasım, Astarhan, Kazan, Özbek, Sibir hanlıkları ortaya çıktı. 2. İlhanlı Devleti (1256-1336) Cengiz Han'ın torunu Hülagu tarafından İran'da kuruldu. Orta Doğu, İran ve Anadolu'da hakimiyet kurdular. 1258 senesinde Bağdat'ı aldılar. Ardından Abbasi Devleti'ne son verdiler. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında etkili oldular. 1336 senesine kadar Anadolu'da hakim olmayı sürdürdüler. Moğol İmparatorluğu tarihçisi Cüveyni, Tarih-i Cihan-ı Güşa eserini bu dönemde kaleme aldı. Alamut Kalesi'ni ele geçirerek Batınileri ortadan kaldırdılar. 3. Çağatay Hanlığı (1227-1369) Cengiz Han'ın torunu Çağatay tarafından Doğu Türkistan'da kuruldu. Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde hüküm sürdükleri için zamanla Türkleştiler. 14. yy'da İslamiyet'i kabul etmeye başladılar. Çağatay Hanlığı, Timur Devleti'nin hakimiyetine girdi ve yıkıldı. 4. Kubilay Hanlığı (1280-1368) Cengiz Han'ın torunu Kubilay tarafından Pekin'de kuruldu. Çin kültürünün etkisinde kaldılar. Türkleşmeyen ve İslamiyet'i benimsemeyen tek Moğol devletidir. En güçlü dönem, Kubilay Han zamanıdır. İtalyan seyyah Marco Polo, yaklaşık 20 sene kadar Kubilay Han'ın hizmetinde çalıştı. Doğu dünyasına gezi düzenleyen ilk seyyah olan Marco Polo'nun yazdığı bilgiler sayesinde Avrupa, Doğu hakkında bilgi edinmiştir. Mezopotamya Tarihi Hakkında Tüm Bilinmeyenler! (More)

Moğol İmparatorluğu ne zaman kuruldu, özellikleri nelerdir? Cengiz Han tarafından kurulan Moğol Devleti, Cengiz Han'ın ölümünden sonra dörde ayrılmıştır. Moğollar ve yıkılışının ardından ortaya çıkan devletler hakkında tüm bilgileri açıklayalım. Moğol Devleti'nin kuruluş zamanlarında halk, Türklerden ve Moğollardan oluşuyordu. Moğol Devleti, 1206 senesinde Orta Asya'da kuruldu ve 1227'de Cengiz Han'ın (Timuçin) ölümünün ardından dört devlet haline geldi.

Moğol İmparatorluğu Tarihi

Moğol İmparatorluğu özellikleri nelerdir? Cengiz Han, Moğollar, Moğol Devleti, Altın Orda, Çağatay Hanlığı, İlhanlı, Kubilay Hanlığı hakkında bilgiler!
  • 1206'da Timuçin bir diğer ismi ile Cengiz Han tarafından kuruldu. Kuruluş yeri Karakum'dur.
  • Orta Asya'da Türklere yakın bir bölgede yaşayan Moğollar, sırayla Hun, Göktürkler ve Uygurları hakimiyetleri altına aldılar.
  • Yayılmacı ve yağmacı bir politika izleyen Cengiz Han, Çin'e yapmış olduğu seferler ile başkent Pekin'i ele geçirdi.
  • Cengiz Han öldüğü zaman (1227) Moğol Devleti'nin sınırları batı Karadeniz kuzeyi ve Türkiye'ye, doğuda ise Büyük Okyanus'a kadar uzanıyordu.
  • Cengiz Han, Harzem Seferi öncesinde kurultayda oğlu Ögeday'ı veliaht seçti. Cengiz Han'ın ölümünden sonra ise Ögeday, büyük han olmuştur. Ancak yönetim bakımından Moğol İmparatorluğu, eski Türk geleneklerine göre oğullar ve torunlar arasında paylaşılmıştır.
  • Moğolların fetih ve istila hareketleri, birçok Türk boyunun batıya doğru göç etmesine neden oldu. Anadolu'daki nüfusun hızlı şekilde artmasını sağlayan bu durum, dolaylı şekilde Anadolu'nun Türkleşmesini sağladı.

Özellikleri Bakımından Moğol İmparatorluğu

mogollar
  • Moğollar, orduyu onlu sisteme göre düzenlediler.
  • Devlet meseleleri kurultayda görüşüldü.
  • Ülke hanedanın ortak malıydı.
  • Darugacı ismi verilen yerel yöneticiler vardı.
  • Posta teşkilatını geliştirdiler.
  • Türk kültüründen etkilendiler.
  • Moğolların, Uygur yazısı ile yazılmış olan Yasaname-i Büzürg ismi verilen kanunları vardı.

Moğol İmparatorluğu Parçalandıktan Sonra Hangi Devletler Kuruldu?

Moğol İmparatorluğu özellikleri nelerdir? Cengiz Han, Moğollar, Moğol Devleti, Altın Orda, Çağatay Hanlığı, İlhanlı, Kubilay Hanlığı hakkında bilgiler! Ögeday sonrasında Mengü, Kubilay ve Küyük Han devletin başına geçti. Çin'in merkezinde Kubilay Han bulunuyordu. Bir süre sonra devlet 4'e ayrıldı. Bu devletler ve özellikleri şöyle:

1. Altın Orda Devleti (1227-1502)

  • Cengiz Han'ın torunu Batu Han tarafından Karadeniz'in kuzeyinde Doğu Avrupa ve İdil Irmağı boylarında kuruldu.
  • Başkenti Saray'dır.
  • Moğol İmparatorluğu sonrası ortaya çıkan bu devletin en önemli hükümdarı olan Berke Han Dönemi'nde, İslamiyet kabul edildi.
  • Rus prensliklerini sürekli olarak baskı altında tutan ve onların birleşmesini engelleyen Altın Orda Devleti'nin Timur tarafından yıkılmasıyla beraber Ruslar, büyük bir güç haline geldi.
  • Altın Orda Devleti'nin yıkılmasının ardından Kırım, Kasım, Astarhan, Kazan, Özbek, Sibir hanlıkları ortaya çıktı.

2. İlhanlı Devleti (1256-1336)

  • Cengiz Han'ın torunu Hülagu tarafından İran'da kuruldu.
  • Orta Doğu, İran ve Anadolu'da hakimiyet kurdular.
  • 1258 senesinde Bağdat'ı aldılar. Ardından Abbasi Devleti'ne son verdiler.
  • Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında etkili oldular. 1336 senesine kadar Anadolu'da hakim olmayı sürdürdüler.
  • Moğol İmparatorluğu tarihçisi Cüveyni, Tarih-i Cihan-ı Güşa eserini bu dönemde kaleme aldı.
  • Alamut Kalesi'ni ele geçirerek Batınileri ortadan kaldırdılar.
Moğol İmparatorluğu özellikleri nelerdir? Cengiz Han, Moğol Devleti, Altın Orda, Çağatay Hanlığı, İlhanlı, Kubilay Hanlığı hakkında bilgiler!

3. Çağatay Hanlığı (1227-1369)

  • Cengiz Han'ın torunu Çağatay tarafından Doğu Türkistan'da kuruldu.
  • Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde hüküm sürdükleri için zamanla Türkleştiler.
  • 14. yy'da İslamiyet'i kabul etmeye başladılar.
  • Çağatay Hanlığı, Timur Devleti'nin hakimiyetine girdi ve yıkıldı.

4. Kubilay Hanlığı (1280-1368)

  • Cengiz Han'ın torunu Kubilay tarafından Pekin'de kuruldu.
  • Çin kültürünün etkisinde kaldılar.
  • Türkleşmeyen ve İslamiyet'i benimsemeyen tek Moğol devletidir.
  • En güçlü dönem, Kubilay Han zamanıdır.
  • İtalyan seyyah Marco Polo, yaklaşık 20 sene kadar Kubilay Han'ın hizmetinde çalıştı. Doğu dünyasına gezi düzenleyen ilk seyyah olan Marco Polo'nun yazdığı bilgiler sayesinde Avrupa, Doğu hakkında bilgi edinmiştir.

Mezopotamya Tarihi Hakkında Tüm Bilinmeyenler!

Nov. 29, 2019, 10:11 a.m.

ArticleRecommended For You

Yüzyılın Lideri Mustafa Kemal Atatürk'ün Hayatı

+4

+4

+4

Türkiye'nin kurucusu, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türk mareşal ve devlet adamıdır. 1923 - 1938 seneleri arasında cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Atatürk'ün hayatı zaferlerle doludur. Bu yazı içerisinde Atatürk'ün gerçek hayat hikayesi hakkında birçok bilgi bulabilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yılları birçok zorlukla geçti, bu zorluklarla alakalı birçok bilgiyi de bu yazıda bulmanız mümkün olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk yaşam hikayesi ve başarıları ile her Türk gencine ve dünyadaki diğer gençlere örnek olmuş önemli bir liderdir. Atatürk'ün biyografisi konulu yazımız ile sizleri baş başa bırakıyoruz....  Vefatının 81. yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve sevgi ile anıyoruz. Bu yazıyı da bu özel gün için kaleme almak istedik. Şu an bu yazıyı yazabiliyor, rahat bir nefes alıyorsak Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir, kendisine ve silah arkadaşlarına sonsuz minnetle... Atatürk'ün Hayatı Hakkında Bilgiler ve Biyografisi Mustafa Kemal Atatürk yaşam hikayesi konulu yazımız başlıyor... Takvim yaprakları 1881 senesini gösteriyordu, Selanik'te masmavi gözleri ile Mustafa Kemal Atatürk dünyaya geldi. İlk öğrenimini Selanik'te tamamladı. Orta öğreniminin bir bölümünde ise askeri öğrenci olarak yine Selanik'teydi. Daha sonra ise Manastır Askeri Lisesi adlı liseden mezun oldu. Kara Harp Okulu'nu 1902 senesinde bitirdi. 1905 senesinde ise Harp Akademisi'nden mezun oldu. Atatürk'ün hayatı bu okullarda almış olduğu eğitim ile daha da şekillenmeye başladı... Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar Atatürk'ün gerçek hayat hikayesi konulu yazımız devam ediyor... Atatürk, Birinci Dünya Savaşı esnasında Tümen Komutanlığı da yapmıştır. Bunun yanısıra Ordu ve Kolordu Komutanlığı da yapmıştır. Muş ve Bitlis'i düşman askerlerinden arındıran kuvvetlerin baş kısmında da Atatürk vardı. Suriye ve Filistin'de bulunmakta olan cepheler içerisinde de görev almıştır. Mondros Mütakeresi sonrası Sevr Antlaşması'nın ağır kararları nedeni ile yabancıların ülkeyi işgal etmesi sonucunda işler biraz karıştı. 19 Mayıs 1919 tarihinde ise Atatürk Samsun'a çıktı ve Türk milli mücadelesi tam olarak bu şekilde başlamış oldu. Çok zaman geçmeden Erzurum, Amasya ve Sivas Kongreleri toplandı. Atatürk, askeri olan tüm görevlerini bırakarak 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara ilinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni toplamıştır. Atatürk'ün hayatı Türk milletinin hayatına da yavaş yavaş her zaman olduğu gibi olumlu bir şekilde yön vermeye başlamıştı... Atatürk, Meclise başkanlık da yapmıştır. Bu durumdan tam 1 sene sonra, 5 Ağustos 1921 tarihinde ise başkomutan olup yurdun Yunan işgalinden kurtulabilmesi amacı ile büyük bir mücadele vermiştir. Sonrasında ise Sakarya Meydan Muharebesi kazanıldı. Takvimler 19 Eylül 1921 tarihini gösterdiğinde ise Mareşal ve Gazi unvanlarını kazandı, kendisine bu unvanlar Meclis aracılığı ile verilmiştir. 26  Ağustos 1922 tarihinde ise Büyük Taarruz'un başlamasını sağladı. Bundan tam beş gün sonra ise 30 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutanlık Meydan Muhaberesi'nde zafer kazandı. Cumhuriyet Halk Partisi'ni 1923 yılında kurdu ve partinin genel başkanlığını yaptı. Daha sonra ise mecliste bulunan 158 milletvekilinin 158'inden de oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Atatürk'ün hayatı her zaman mücadele içinde geçmiştir fakat liderlik vasfı ve Türk milletine olan daimi inancı hiçbir zaman son bulmamıştır. Atatürk ve Ailesi Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Bey, kız kardeşi ise Makbule Hanım'dır. Kendisi Latife Hanım ile evlenmiş, iki sene sonra ayrılmıştır. Sığırtmaç Mustafa, Abdurrahim Tuncak, Afife, Rukiye Erkin, Zehra Aylin, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Nebile İrdelp ve Afet İnan manevi evlatları olmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yılları çeşitli zorluklarla geçmiştir fakat manevi evlatlarına çok iyi bir baba olmuştur. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, takvim yaprakları 10 kasım 1938 tarihini gösterdiğinde saat sabah 09:05'i gösterirken İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayında vefat etmiştir ve tüm ülke yasa boğulmuştur... Atatürk'ün biyografisi konulu yazımızın sonuna geldik... Atatürk İnkılapları ile Kültür Sanat Alanlarında Hangi Gelişmeler Yaşandı? (More)

Türkiye'nin kurucusu, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türk mareşal ve devlet adamıdır. 1923 - 1938 seneleri arasında cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Atatürk'ün hayatı zaferlerle doludur. Bu yazı içerisinde Atatürk'ün gerçek hayat hikayesi hakkında birçok bilgi bulabilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yılları birçok zorlukla geçti, bu zorluklarla alakalı birçok bilgiyi de bu yazıda bulmanız mümkün olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk yaşam hikayesi ve başarıları ile her Türk gencine ve dünyadaki diğer gençlere örnek olmuş önemli bir liderdir. Atatürk'ün biyografisi konulu yazımız ile sizleri baş başa bırakıyoruz....  Vefatının 81. yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve sevgi ile anıyoruz. Bu yazıyı da bu özel gün için kaleme almak istedik. Şu an bu yazıyı yazabiliyor, rahat bir nefes alıyorsak Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir, kendisine ve silah arkadaşlarına sonsuz minnetle...

Atatürk'ün Hayatı Hakkında Bilgiler ve Biyografisi

Atatürk'ün hayatı, Mustafa Kemal Atatürk yaşam hikayesi, Atatürkün gerçek hayat hikayesi, Atatürkün biyografisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yılları! Mustafa Kemal Atatürk yaşam hikayesi konulu yazımız başlıyor... Takvim yaprakları 1881 senesini gösteriyordu, Selanik'te masmavi gözleri ile Mustafa Kemal Atatürk dünyaya geldi. İlk öğrenimini Selanik'te tamamladı. Orta öğreniminin bir bölümünde ise askeri öğrenci olarak yine Selanik'teydi. Daha sonra ise Manastır Askeri Lisesi adlı liseden mezun oldu. Kara Harp Okulu'nu 1902 senesinde bitirdi. 1905 senesinde ise Harp Akademisi'nden mezun oldu. Atatürk'ün hayatı bu okullarda almış olduğu eğitim ile daha da şekillenmeye başladı...

Atatürk'ün Katıldığı Savaşlar

Mustafa kemal atatürk yaşam hikayesi çocukluk hayatı yılları gerçek hayat hikayesi biyografisi atatürkün Atatürk'ün gerçek hayat hikayesi konulu yazımız devam ediyor... Atatürk, Birinci Dünya Savaşı esnasında Tümen Komutanlığı da yapmıştır. Bunun yanısıra Ordu ve Kolordu Komutanlığı da yapmıştır. Muş ve Bitlis'i düşman askerlerinden arındıran kuvvetlerin baş kısmında da Atatürk vardı. Suriye ve Filistin'de bulunmakta olan cepheler içerisinde de görev almıştır. Mondros Mütakeresi sonrası Sevr Antlaşması'nın ağır kararları nedeni ile yabancıların ülkeyi işgal etmesi sonucunda işler biraz karıştı. Mustafa kemal atatürk yaşam hikayesi çocukluk hayatı yılları gerçek hayat hikayesi biyografisi atatürkün 19 Mayıs 1919 tarihinde ise Atatürk Samsun'a çıktı ve Türk milli mücadelesi tam olarak bu şekilde başlamış oldu. Çok zaman geçmeden Erzurum, Amasya ve Sivas Kongreleri toplandı. Atatürk, askeri olan tüm görevlerini bırakarak 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara ilinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni toplamıştır. Atatürk'ün hayatı Türk milletinin hayatına da yavaş yavaş her zaman olduğu gibi olumlu bir şekilde yön vermeye başlamıştı... Mustafa kemal atatürk yaşam hikayesi çocukluk hayatı yılları gerçek hayat hikayesi biyografisi atatürkün Atatürk, Meclise başkanlık da yapmıştır. Bu durumdan tam 1 sene sonra, 5 Ağustos 1921 tarihinde ise başkomutan olup yurdun Yunan işgalinden kurtulabilmesi amacı ile büyük bir mücadele vermiştir. Sonrasında ise Sakarya Meydan Muharebesi kazanıldı. Takvimler 19 Eylül 1921 tarihini gösterdiğinde ise Mareşal ve Gazi unvanlarını kazandı, kendisine bu unvanlar Meclis aracılığı ile verilmiştir. Mustafa kemal atatürk yaşam hikayesi çocukluk hayatı yılları gerçek hayat hikayesi biyografisi atatürkün 26  Ağustos 1922 tarihinde ise Büyük Taarruz'un başlamasını sağladı. Bundan tam beş gün sonra ise 30 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutanlık Meydan Muhaberesi'nde zafer kazandı. Cumhuriyet Halk Partisi'ni 1923 yılında kurdu ve partinin genel başkanlığını yaptı. Daha sonra ise mecliste bulunan 158 milletvekilinin 158'inden de oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Atatürk'ün hayatı her zaman mücadele içinde geçmiştir fakat liderlik vasfı ve Türk milletine olan daimi inancı hiçbir zaman son bulmamıştır.

Atatürk ve Ailesi

Mustafa kemal atatürk yaşam hikayesi çocukluk hayatı yılları gerçek hayat hikayesi biyografisi atatürkün Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Bey, kız kardeşi ise Makbule Hanım'dır. Kendisi Latife Hanım ile evlenmiş, iki sene sonra ayrılmıştır. Sığırtmaç Mustafa, Abdurrahim Tuncak, Afife, Rukiye Erkin, Zehra Aylin, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Nebile İrdelp ve Afet İnan manevi evlatları olmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk yılları çeşitli zorluklarla geçmiştir fakat manevi evlatlarına çok iyi bir baba olmuştur. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, takvim yaprakları 10 kasım 1938 tarihini gösterdiğinde saat sabah 09:05'i gösterirken İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayında vefat etmiştir ve tüm ülke yasa boğulmuştur... Atatürk'ün biyografisi konulu yazımızın sonuna geldik...

Atatürk İnkılapları ile Kültür Sanat Alanlarında Hangi Gelişmeler Yaşandı?

Nov. 10, 2019, 3:38 p.m.