English

Light mode

bilim

7 Posts

7279 Views

0 Users following

Ranked 433th among communities

Follow

QuestionRecommended For You

Teknoloji nedir?

Jan. 20, 2020, 8:14 a.m.

ArticleRecommended For You

Yaşlı Gezegenimiz Dünya Hakkında 10 Gerçek Bilgi!

+8

+8

+8

+8

+8

+8

+8

Yıllardır üzerinde yaşadığımız gezegenimiz Dünya hakkında daha önce hiçbir yerde duymadığınız gerçek ve ilginç bilgileri sizler için bir araya getirdik. Koca yaşlı şişko dünyamız aslında çok esrarengiz özelliklere sahip. Sayısal veriler ve karşılaştırmalar içeren listemiz başlıyor!  Gezegenimiz hakkında gizemli bilgiler arıyorsanız, öncelikle bu yazıdaki her satırda yen bir şey öğrenebileceğinizi söyleyebiliriz. Dünya hakkında bilgi toplamak elbette hiç de kolay değil. İnsanoğlu dünyaya ilk ayak bastığı günden bu yana, kendi arayışları ve çabalarıyla dünyayı keşfetmek adına çeşitli adımlar atmıştır. Dünya hakkında kısa ve bilgilendirici metinler derlenmiş ve zamanla kendi veri arşivini oluşturmuştur. Bu bilgiler sayesinde güneş, ay ve diğer gezegenler hakkında da ilginç bilgiler edinmekteyiz. Gezegenimiz Dünya Hakkında Gerçek ve İlginç Bilgiler Genel kültür kazanmak ya da sadece yaşadığımız yer küre hakkında bir şeyler öğrenmek için bu içeriği okuyabilirsiniz. Dünya özellikleri ile her insanı şaşkına çevirebilecek bir düzene sahip. Bu garip bilgileri okuduğunuzda, aslında "insanın" ne kadar küçük bir varlık olduğunu öğreneceksiniz. Dünya hakkında kısa bilgiler veren ve insana "insan" olduğunu hatırlatan listemiz başlıyor! 1- Dünyanın yaşı hakkında önemli bilgiler vererek listemize başlıyoruz. Dünya 4,543E9 yaşındadır. Dünyanın kalan ömrü ise 5 milyar yıl olarak tahmin ediliyor. Elbette düzensiz su tüketimi, küresel ısınma ve dünyamızın giderek kirleniyor olması bu süreyi kısaltıyor. ?? 2. Dünyamıza dikey şekilde bir delik açıp o delikten atlama fırsatımız olsaydı, bu süre yaklaşık 45 dakika olurdu. Dünya hakkında ilginç bilgiler listemizdeki en deneysel fikir diyebiliriz. ? 3. Dünyanın yerküresi ile çekirdeği arasında kalan "manto" katmanı ile ilgili çok az bilgiye sahibiz. Bunun hayali olduğunu bile söyleyebiliriz. Dünyanın merkezine ulaşmak için birkaç sondaj projesi yapıldı ancak yakınından bile geçemedik. Dünyanın katmanları hakkında ilginç bilgiler veriyoruz ama bunlar ne yazık ki net değil. ? 4. İnsanın uzayda kalma süresi 2 dakika olarak belirlenmiştir. Dünya gezegeninin hakkında ilginç bilgiler listesinde uzaydan bahsetmezsek olmazdı. Eğer şu an evinizden çıkıp, bir şekilde uzay boşluğuna ulaşsaydınız, hiçbir koruma olmadan sadece 2 dakika yaşayabilirdiniz. ??‍? 5. Dünyamız hakkında gerçek ve ilginç bilgiler vermeye devam ediyoruz. Dünyadaki tüm okyanusları 3 kez doldurabilecek kapasitede olan büyük bir "gizli okyanus" geçtiğimiz yıllarda keşfedilmiştir. Bu gizli yer altı su kaynağının dünya zemininden 660 kilometre aşağıda olduğu bilinmektedir.  ? 6. Dünyada ilk hayat nasıl başladı? sorusunu mutlaka kendinize sormuşsunuzdur. Aslında bunun net cevaplarını bilimsel gerçekler bile veremiyor. Gezegenler hakkında bilgiler üzerine çalıştığımızda 8.7 milyon adet farklı canlıyla bir arada yaşadığımızı öğrendik ancak ilk yaşamın nasıl başladığı konusunda halen bilgisiziz. Dünya hakkında bilinmeyenler arasında bu sorunun cevabı da var. Dünyamız ile alakalı pek çok soruya halen cevap bulamadık. ? 7. Dünyamızın ısı ve ışık kaynağı olan güneş yıldızı hakkında da ilginç bilgiler vermek istiyoruz. Eğer şu anda güneş yok olsaydı, tahmin edilenin aksine canlılık sonsuza dek ölmezdi. Güneş olmasaydı magma tabakasındaki sıcaklık ile bazı türler hayatta kalırdı ancak hayat çok ama çok zorlaşırdı. Anlayacağınız güneş çok önemli bir yıldız. Dünyayla alakalı en büyük enerji kaynaklarından bir tanesi. ? 8. Dünyanın uyduları ile alakalı da bazı şeyler söylemek istiyoruz. Dünya'nın çevresinde yapay 22.000 adet uydu yer alır ancak bu uyduların sadece yüzde beşi aktiftir. Geriye kalanlar, yaşlı dünyamızın çevresinde çeşitli nedenlerle sadece durmaktadır. ? 9. Dünya hakkında ilginç bilgi listemize, altın ile arası iyi olanların ağzını açık bırakacak bir bilimsel gerçek ile devam ediyoruz. Dünya'da, gezegenimizin etrafını yaklaşık 40 cm kalınlığında sarabilecek kadar altın rezervi bulunmaktadır. Ancak biz bu kaynakların sadece %10'unu kullanabiliyoruz. Geriye kalan tüm altınlar çekirdekte yer alıyor. ? 10. Listemizin son maddesinde Dünya'da yaşayan insanlar hakkında ilginç bir bilgi paylaşacağız. Şu anda hayatta olan tüm insanların sayısı, dünyaya gelen tüm insanların sadece yüzde 7'sini temsil etmektedir. ?‍?‍? Dünya hakkında bilinen ilginç gerçekleri ve cevabı bilinmeyen soruları sizlerle paylaştık. İnsan dediğimiz şey bu dünyanı sadece %0.01'ini oluşturuyor. Bu açıdan baktığınız zaman bizi yıllardır üzerinde misafir eden dünyamız, bizden çok ama çok büyük. İnsanoğlu ise bu büyüklüğü kabul edemeyecek kadar kibirli ve inatçı. Bu savaşı kimin ne şartlar altında kazanacağı bilinmez ancak bir yerlerde inatçı ve mantıksız tutumlarımızın insanoğlunun başını ağrıtacağından eminiz. Bakınca İnsanı Güldüren İlginç ve Komik Tuvaletler! (More)

Yıllardır üzerinde yaşadığımız gezegenimiz Dünya hakkında daha önce hiçbir yerde duymadığınız gerçek ve ilginç bilgileri sizler için bir araya getirdik. Koca yaşlı şişko dünyamız aslında çok esrarengiz özelliklere sahip. Sayısal veriler ve karşılaştırmalar içeren listemiz başlıyor!  Gezegenimiz hakkında gizemli bilgiler arıyorsanız, öncelikle bu yazıdaki her satırda yen bir şey öğrenebileceğinizi söyleyebiliriz. Dünya hakkında bilgi toplamak elbette hiç de kolay değil. İnsanoğlu dünyaya ilk ayak bastığı günden bu yana, kendi arayışları ve çabalarıyla dünyayı keşfetmek adına çeşitli adımlar atmıştır. Dünya hakkında kısa ve bilgilendirici metinler derlenmiş ve zamanla kendi veri arşivini oluşturmuştur. Bu bilgiler sayesinde güneş, ay ve diğer gezegenler hakkında da ilginç bilgiler edinmekteyiz.

Gezegenimiz Dünya Hakkında Gerçek ve İlginç Bilgiler

Genel kültür kazanmak ya da sadece yaşadığımız yer küre hakkında bir şeyler öğrenmek için bu içeriği okuyabilirsiniz. Dünya özellikleri ile her insanı şaşkına çevirebilecek bir düzene sahip. Bu garip bilgileri okuduğunuzda, aslında "insanın" ne kadar küçük bir varlık olduğunu öğreneceksiniz. Dünya hakkında kısa bilgiler veren ve insana "insan" olduğunu hatırlatan listemiz başlıyor!

1- Dünyanın yaşı hakkında önemli bilgiler vererek listemize başlıyoruz. Dünya 4,543E9 yaşındadır. Dünyanın kalan ömrü ise 5 milyar yıl olarak tahmin ediliyor. Elbette düzensiz su tüketimi, küresel ısınma ve dünyamızın giderek kirleniyor olması bu süreyi kısaltıyor. ??

dünyamız hakkında bilgiler

2. Dünyamıza dikey şekilde bir delik açıp o delikten atlama fırsatımız olsaydı, bu süre yaklaşık 45 dakika olurdu. Dünya hakkında ilginç bilgiler listemizdeki en deneysel fikir diyebiliriz. ?

dünya hakkında bilimsel gerçekler

3. Dünyanın yerküresi ile çekirdeği arasında kalan "manto" katmanı ile ilgili çok az bilgiye sahibiz. Bunun hayali olduğunu bile söyleyebiliriz. Dünyanın merkezine ulaşmak için birkaç sondaj projesi yapıldı ancak yakınından bile geçemedik. Dünyanın katmanları hakkında ilginç bilgiler veriyoruz ama bunlar ne yazık ki net değil. ?

gezegen hakkında ilginç bilgiler

4. İnsanın uzayda kalma süresi 2 dakika olarak belirlenmiştir. Dünya gezegeninin hakkında ilginç bilgiler listesinde uzaydan bahsetmezsek olmazdı. Eğer şu an evinizden çıkıp, bir şekilde uzay boşluğuna ulaşsaydınız, hiçbir koruma olmadan sadece 2 dakika yaşayabilirdiniz. ??‍?

uzayla ilgili ilginç bilgiler

5. Dünyamız hakkında gerçek ve ilginç bilgiler vermeye devam ediyoruz. Dünyadaki tüm okyanusları 3 kez doldurabilecek kapasitede olan büyük bir "gizli okyanus" geçtiğimiz yıllarda keşfedilmiştir. Bu gizli yer altı su kaynağının dünya zemininden 660 kilometre aşağıda olduğu bilinmektedir.  ?

gizli okyanus

6. Dünyada ilk hayat nasıl başladı? sorusunu mutlaka kendinize sormuşsunuzdur. Aslında bunun net cevaplarını bilimsel gerçekler bile veremiyor. Gezegenler hakkında bilgiler üzerine çalıştığımızda 8.7 milyon adet farklı canlıyla bir arada yaşadığımızı öğrendik ancak ilk yaşamın nasıl başladığı konusunda halen bilgisiziz. Dünya hakkında bilinmeyenler arasında bu sorunun cevabı da var. Dünyamız ile alakalı pek çok soruya halen cevap bulamadık. ?

dünyadaki canlı türleri

7. Dünyamızın ısı ve ışık kaynağı olan güneş yıldızı hakkında da ilginç bilgiler vermek istiyoruz. Eğer şu anda güneş yok olsaydı, tahmin edilenin aksine canlılık sonsuza dek ölmezdi. Güneş olmasaydı magma tabakasındaki sıcaklık ile bazı türler hayatta kalırdı ancak hayat çok ama çok zorlaşırdı. Anlayacağınız güneş çok önemli bir yıldız. Dünyayla alakalı en büyük enerji kaynaklarından bir tanesi. ?

güneş ile alakalı ilginç bilgiler

8. Dünyanın uyduları ile alakalı da bazı şeyler söylemek istiyoruz. Dünya'nın çevresinde yapay 22.000 adet uydu yer alır ancak bu uyduların sadece yüzde beşi aktiftir. Geriye kalanlar, yaşlı dünyamızın çevresinde çeşitli nedenlerle sadece durmaktadır. ?

dünyamız hakkında uydu gerçekleri

9. Dünya hakkında ilginç bilgi listemize, altın ile arası iyi olanların ağzını açık bırakacak bir bilimsel gerçek ile devam ediyoruz. Dünya'da, gezegenimizin etrafını yaklaşık 40 cm kalınlığında sarabilecek kadar altın rezervi bulunmaktadır. Ancak biz bu kaynakların sadece %10'unu kullanabiliyoruz. Geriye kalan tüm altınlar çekirdekte yer alıyor. ?

dünya gezegeniyle alakalı ilginç şeyler

10. Listemizin son maddesinde Dünya'da yaşayan insanlar hakkında ilginç bir bilgi paylaşacağız. Şu anda hayatta olan tüm insanların sayısı, dünyaya gelen tüm insanların sadece yüzde 7'sini temsil etmektedir. ?‍?‍?

dünyadaki insanlar ve istatistikler Dünya hakkında bilinen ilginç gerçekleri ve cevabı bilinmeyen soruları sizlerle paylaştık. İnsan dediğimiz şey bu dünyanı sadece %0.01'ini oluşturuyor. Bu açıdan baktığınız zaman bizi yıllardır üzerinde misafir eden dünyamız, bizden çok ama çok büyük. İnsanoğlu ise bu büyüklüğü kabul edemeyecek kadar kibirli ve inatçı. Bu savaşı kimin ne şartlar altında kazanacağı bilinmez ancak bir yerlerde inatçı ve mantıksız tutumlarımızın insanoğlunun başını ağrıtacağından eminiz.

Bakınca İnsanı Güldüren İlginç ve Komik Tuvaletler!

Dec. 4, 2019, 9 p.m.

ArticleRecommended For You

Bilim Felsefesi Nedir?

+4

+4

+4

Felsefe ile bilimin farklarını ve benzerliklerini öğrenirken aynı zamanda da bilim felsefesine dair bilgilerin kavranacağı bu yazı ile bilim felsefesine bir adım atmak mümkün hale geliyor. Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için hazırlanmış yazı ile bilim felsefesine dair pek çok şey öğrenmek oldukça kolay. Bilim felsefesinin konusu ve problemleri ile ilgili de bilgi edinmek mümkündür. Aynı zamanda çok tartışılan bilim ve felsefe ilişkisi ile ilgili de bir ayrım yapmaya yarayan bu yazı, bilim felsefesini merak edenler için bir yol gösterici olacaktır. Bilim felsefesi pek çok eleştiriye maruz kalan ancak aynı zamanda da çoğu şekilde mantıklı gelen bir konudur. Pek çok düşünür üzerine tartışmış olsa da eleştirenleri de dönem dönem oldukça fazla olmuştur. Bu yazı ile bilim felsefesine giriş yapacağız. Bilim Felsefesi Nedir? Felsefenin bir disiplini olarak kabul edilen bilim felsefesi, bilim üzerine düşünmedir. Bu disiplin, bilimin yöntemini, işlevselliğini, değerini sorgulayabilir. Amacı bilim üzerine düşünme gerçekleştirmektir ve her felsefe disiplininde olduğu gibi kesin bir sonuca varıp doğruları ortaya çıkarma amacı taşımaz. Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için en basit açıklama bu şekilde yapılabilir. Bilim felsefesinin konusu ve problemleri genel anlamda bilim ve bilimin niteliği, işlevselliği ve benzeri üzerine yapılan düşünmeleri kapsar. Bilim felsefesi, zaman içinde felsefenin geliştirdiği bir disiplin haline gelmiştir. Felsefenin ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanda söz edilmeyen bir disiplin şekli olarak kabul edilebilir. Bu disiplin aynı zamanda da çeşitli etik problemlerin önünü açmaya yaramıştır ve sorgulamalar hümanizmin de etkileri ile gelişmiştir. Bilim ve Felsefe Arasındaki İlişki Bilim ile felsefenin ortak yönleri bulunsa da genel anlamda ikisini birbirinden ayırmak mümkündür. Bilim felsefesi nedir diye merak edenlerin öncelikle bilimi ve felsefeyi genel hatları ile bilmeleri gerekir. Bu da felsefenin ve bilimin ortak olan ve olmayan özelliklerini bilmek ile mümkündür. Bilim ve felsefe ilişkisi, pek çok ortak yönü de zıt yönü de bir arada bulunduran bir karmaşadır özünde. Bilim ile felsefenin belli farkları mevcuttur. Örneğin bilim kesin sonuçlara varmayı hedeflerken felsefenin böyle bir amacı bulunmaz, felsefede sorgulama önemlidir. Bilim genel anlamda deneyler ve gözlemler yapmaya yöneliktir ancak felsefede deney yapmak mümkün değildir. Bilimde ortaya atılan görüşü kanıtlama çabası vardır ancak felsefede bunu yapmak çoğu zaman mümkün dahi olmaz. Bilim ile felsefe arasında farklar olduğu gibi benzerlikler de mevcuttur. Soruların yönlendirici olması, zihinsel süreçlerin büyük bir öneme sahip olması, eleştirel düşünmenin hakim olması gibi pek çok ortak özellik barındırırlar. Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için bu kıyaslamalardan sonra yapılabilecek en kısa tanım bilim felsefesinin bilimi sorgulayan bir disiplin olduğudur. Bu disiplin özellikle de bilimin ne olduğunu, değerinin ne olduğunu ve yönteminin nasıl işlediğini sorgular. Bilim felsefesini en basit şekilde böyle tanımlamak mümkündür ancak kendi içinde daha pek çok soru barındırır ve temel sorular ışığında sürekli yeni düşüncelere açık bir disiplindir. Etik, ahlak, değer gibi pek çok disipline de bağlı olan bu felsefe alt dalı insanlığın zaten sorgulama üzerine kurulu bir düzeni dahi sorgulaması gerektiğini gösteren en iyi örnek olarak gösterilebilir. Hümanizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir? (More)

Felsefe ile bilimin farklarını ve benzerliklerini öğrenirken aynı zamanda da bilim felsefesine dair bilgilerin kavranacağı bu yazı ile bilim felsefesine bir adım atmak mümkün hale geliyor. Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için hazırlanmış yazı ile bilim felsefesine dair pek çok şey öğrenmek oldukça kolay. Bilim felsefesinin konusu ve problemleri ile ilgili de bilgi edinmek mümkündür. Aynı zamanda çok tartışılan bilim ve felsefe ilişkisi ile ilgili de bir ayrım yapmaya yarayan bu yazı, bilim felsefesini merak edenler için bir yol gösterici olacaktır. Bilim felsefesi pek çok eleştiriye maruz kalan ancak aynı zamanda da çoğu şekilde mantıklı gelen bir konudur. Pek çok düşünür üzerine tartışmış olsa da eleştirenleri de dönem dönem oldukça fazla olmuştur. Bu yazı ile bilim felsefesine giriş yapacağız.

Bilim Felsefesi Nedir?

bilim felsefesi nedir Felsefenin bir disiplini olarak kabul edilen bilim felsefesi, bilim üzerine düşünmedir. Bu disiplin, bilimin yöntemini, işlevselliğini, değerini sorgulayabilir. Amacı bilim üzerine düşünme gerçekleştirmektir ve her felsefe disiplininde olduğu gibi kesin bir sonuca varıp doğruları ortaya çıkarma amacı taşımaz. Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için en basit açıklama bu şekilde yapılabilir. Bilim felsefesinin konusu ve problemleri genel anlamda bilim ve bilimin niteliği, işlevselliği ve benzeri üzerine yapılan düşünmeleri kapsar. bilim felsefesi nedir Bilim felsefesi, zaman içinde felsefenin geliştirdiği bir disiplin haline gelmiştir. Felsefenin ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanda söz edilmeyen bir disiplin şekli olarak kabul edilebilir. Bu disiplin aynı zamanda da çeşitli etik problemlerin önünü açmaya yaramıştır ve sorgulamalar hümanizmin de etkileri ile gelişmiştir.

Bilim ve Felsefe Arasındaki İlişki

bilim felsefesi nedir bilim felsefesinin konusu ve problemleri Bilim ile felsefenin ortak yönleri bulunsa da genel anlamda ikisini birbirinden ayırmak mümkündür. Bilim felsefesi nedir diye merak edenlerin öncelikle bilimi ve felsefeyi genel hatları ile bilmeleri gerekir. Bu da felsefenin ve bilimin ortak olan ve olmayan özelliklerini bilmek ile mümkündür. Bilim ve felsefe ilişkisi, pek çok ortak yönü de zıt yönü de bir arada bulunduran bir karmaşadır özünde. Bilim ile felsefenin belli farkları mevcuttur. Örneğin bilim kesin sonuçlara varmayı hedeflerken felsefenin böyle bir amacı bulunmaz, felsefede sorgulama önemlidir. Bilim genel anlamda deneyler ve gözlemler yapmaya yöneliktir ancak felsefede deney yapmak mümkün değildir. Bilimde ortaya atılan görüşü kanıtlama çabası vardır ancak felsefede bunu yapmak çoğu zaman mümkün dahi olmaz. bilim felsefesinin konusu ve problemleri bilim felsefe ilişkisi Bilim ile felsefe arasında farklar olduğu gibi benzerlikler de mevcuttur. Soruların yönlendirici olması, zihinsel süreçlerin büyük bir öneme sahip olması, eleştirel düşünmenin hakim olması gibi pek çok ortak özellik barındırırlar. bilim felsefesi nedir Bilim felsefesi nedir diye merak edenler için bu kıyaslamalardan sonra yapılabilecek en kısa tanım bilim felsefesinin bilimi sorgulayan bir disiplin olduğudur. Bu disiplin özellikle de bilimin ne olduğunu, değerinin ne olduğunu ve yönteminin nasıl işlediğini sorgular. bilim felsefesi Bilim felsefesini en basit şekilde böyle tanımlamak mümkündür ancak kendi içinde daha pek çok soru barındırır ve temel sorular ışığında sürekli yeni düşüncelere açık bir disiplindir. Etik, ahlak, değer gibi pek çok disipline de bağlı olan bu felsefe alt dalı insanlığın zaten sorgulama üzerine kurulu bir düzeni dahi sorgulaması gerektiğini gösteren en iyi örnek olarak gösterilebilir.

Hümanizm Nedir? Özellikleri Nelerdir? Temsilcileri Kimlerdir?

Oct. 3, 2019, 7 p.m.

ArticleRecommended For You

Bilim ve Sanatın Buluştuğu En İlginç 15 Eser

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

+13

Bilim ve sanat birbirinden çok uzak iki alanmış gibi gözükse de aslında ortak bir amaca hizmet ediyorlar: hayatı anlamak ve anlamlandırmak. Bu nedenle aralarında kopmayan bir bağ var. Bu öyle bir bağ ki, bir alandaki gelişmeler diğer alanı da geliştiriyor. Bilim ve sanat arasındaki mutualist ilişki nedeniyle, dünyanın önemli bilim merkezleri sanata oldukça fazla değer veriyorlar. Düzenledikleri etkinliklerle bilim insanlarını sanatla ilgilenmeye yönlendiriyorlar. İşte o etkinliklerde sergilenen, "sanat olarak bilim" sloganından yola çıkarak oluşturulmuş 15 ilginç eser: 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. Sanat ve Bilim İlişkisi: İki Kültürün Birleşmesi (More)

Bilim ve sanat birbirinden çok uzak iki alanmış gibi gözükse de aslında ortak bir amaca hizmet ediyorlar: hayatı anlamak ve anlamlandırmak. Bu nedenle aralarında kopmayan bir bağ var. Bu öyle bir bağ ki, bir alandaki gelişmeler diğer alanı da geliştiriyor. Bilim ve sanat arasındaki mutualist ilişki nedeniyle, dünyanın önemli bilim merkezleri sanata oldukça fazla değer veriyorlar. Düzenledikleri etkinliklerle bilim insanlarını sanatla ilgilenmeye yönlendiriyorlar. İşte o etkinliklerde sergilenen, "sanat olarak bilim" sloganından yola çıkarak oluşturulmuş 15 ilginç eser:

1.

mrs sanat olarak bilim 2

2.

bilim sanat 2

3.

yoda 2

4.

yun 2

5.

bilim ve sanat4 2

6.

bilim ve sanat 2 2

7.

bilim ve sanat deniz 2

8.

akciger

9.

bilim ve sanat3 2

10.

papatya 2

11.

dünya 2

12.

insanlar 2

13.

sea turtle 2

14.

sanat ve bilim komik 2

15.

sanat ve bilim elbise 2

Sanat ve Bilim İlişkisi: İki Kültürün Birleşmesi

July 13, 2019, 4:38 p.m.

ArticleRecommended For You

Sanat ve Bilim İlişkisi: İki Kültürün Birleşmesi

+5

+5

+5

+5

Büyük Piramitlerden Albert Einstein'a, bakteriyografi ve sanat terapisine, sanat ve bilim birbirlerinin kendi gerçeklik ifadelerini derinleştirmelerini sağlarlar. Bu yazımızda, sanat ve bilim arasında nasıl bir ilişki olduğunu inceliyoruz. Yazımızda, çeşitli sanat etkinliklerinde yer alan sanat ve bilim ilişkisi konulu sanat eserlerine de yer veriyoruz. “Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizem. Gerçek sanat ve bilimin kaynağı budur.” Albert Einstein Kısaca tanımlayacak olursak, sanat bir ifade ürünüdür. Temelde, sanatla ilgilenmek, ya gerçekliğimizi anlamlandırmak ya da sanatçının kendisinin bilincinin bir tezahürünü oluşturmak için yaptığı bir eylemdir. Öte yandan, bilim, evrensel, tartışılmaz gerçekleri bulmak için çevremizdeki dünyanın keşfidir. Kısacası, bilim dış dünyayla ilgiliyken sanat içseldir. Bilimin dış gerçekliği anlamak için kullanılırken, sanatın bilinci anlamak için kullanıldığını söyleyebilirsiniz. Açıkçası, “sanat nedir?” “bilim nedir?”den çok daha tartışmalı bir sorudur. Biz burada genel tanımlardan yola çıkıyoruz. Eğer yazdıklarımıza katılmıyor veya sanat algınızın bizlere yeni bakış açıları kazandırabileceğini düşünüyorsanız lütfen fikirlerinizi bizimle paylaşın. Gerçek ve güzellik karışabilir mi? Bir bilim eserinin bir sanat eseri olması ya da tam tersi olması mümkün mü? Her şeyden önce, sanat ve bilim arasındaki bağlantı nedir? Hangisi çizgiyi nereye çekiyor? Hatta bir çizgi var mı? Bilim ve Sanat İlişkisi: İki Kültür Arasındaki Duvarın Yıkılması 7 Mayıs 1959'da Cambridge'deki Senato Evinde verilen bir konferansta Charles Percy Snow, bilim ve sanatın iki ayrı kültürde geliştiğini savundu. Snow, hem sanat dünyasında hem de bilim alanında göze çarpan biriydi, bir romancı ve fiziksel kimyacıydı. Sanat ve bilim ayrılığını insan toplumunun ilerlemesinin önündeki en büyük engel olarak görüyordu. Edebiyatla iç içe olmaktan çekinen bilim insanları ve bilimsel yöntemi görmezden gelen sanatçılar hakkında endişeleri vardı. Bu durum bir norm haline gelirse, Snow, “iki kültürün” birleşmesine yardımcı olan köprülerin kaybolacağını öngörüyordu. Snow'a göre, ancak bu köprüler hayatta kalırsa kollektif insan aklı büyüyebilirdi. 60 yıl önce Snow'un tasvir ettiği şekliyle sanat ve bilim arasındaki ilişki buydu. Bir entomolog ve bir performans sanatçısı düşünün; bu iki kişiyi bir araya getiren herhangi bir şey var mı? Sanat ve bilim arasındaki bu keyfi ikiliğin göreceli olarak yeni bir fenomen gibi göründüğü söylenebilir. Ancak, geçmişte, büyük aydınlanma dönemlerinde, bilimsel devrimlere çoğunlukla sanatsal bir patlama eşlik ediyordu. Uzun, karanlık, şiddetli ve verimsiz bir büyünün ardından Avrupa’yı yeniden başlatan Rönesans bunun bir örneği. Her ne kadar öncelikle yeni bir bilimsel ruhla canlandırılmış ve yönlendirilmiş olsa da, Rönesans dönemi sanat için de önemli bir dönemdi. Bilim ve sanat o zamanlar o kadar derin bir şekilde birbirine bağlanmışlardı ki, ikisinden tek bir olguymuş gibi bahsedilebiliyordu. Rönesans evrenselci ruhunu örnekleyen en iyi figür, aynı anda hem matematikçi, hem ressam hem de mucit olan Leonardo da Vinci'dir. Ancak, bu  yalnızca bir argüman. Diğer sanatsal ve bilimsel hareketlere bakmak da önemlidir. Bilimdeki bir gelişme sanatta bir gelişime neden olur mu? Yoksa yaratıcı ifade bilimsel deneylere mi yol açar? Çoğu zaman, bu hareketler eşzamanlıdır çünkü arkalarındaki nedenler aynıdır. Ekonomik refah, ideolojik özgürlük, geniş bir kültürel fikir alışverişi, materyal ve beceri gelişimi, sanatsal ve bilimsel ifadelerin gelişimine katkıda bulunur. Antik uygarlıkların tümüne olmasa da önemli bir kısmına bakıldığında, sanatsal ve kültürel simgelerin çoğu pratik bir amaca bağlanır. Büyük Piramitlere bakın. Elbette harika bir mühendislik çalışması, ancak sanatsal güzelliği de inkar edilemez. Akropolis, Babil'in Asma Bahçeleri, Yasak Şehir, Kolezyum, Jetavanaramaya, Chichen Itza ve hatta Empire State Binası gibi mimari harikası yapılar da ekonomik refah ve ulusal gurur, güç ve ifade ile bağlantılıdır. Sanat ve Bilim, İnsani Gelişme, Refah ve Üretkenlik İfadeleriyle Bağlantılıdır Silikonlar Vadisi'nden önce, San Francisco Körfez Bölgesi bir sanatsal ifade alanıydı. Bunun 18. ve 19. yüzyıllarda Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan uzmanlaşma eğiliminin bir sonucu olduğuna dair kanıtlar var. İşçiler, genel emekçilerden belirli görevlere sahip çalışanlara dönüştükçe daha çok zamanları ve enerjileri olmaya başladı. Böylelikle, bilim ve teknoloji, ve endüstrinin en niş alanlarında yeniliklere ve gelişmelere daha fazla önem verebildiler. Uzmanlık, sürekli büyüyen bir bilgi birikimi ile başa çıkmayı, endüstrinin çeşitli çabalarını etkin bir şekilde organize etmeyi, bir alanı standartlaştırmayı, toplumu ve ekonomiyi bir bütün olarak iyileştirmeyi ve geliştirmeyi mümkün kıldı. Bilim adamları için daha dar bir çalışma alanı, araştırmalarında daha derinlere dalma fırsatı verir. Bu, artık bir disiplinden bir alana -daha önce hiç mümkün olmayacak kadar zaman ve çaba harcayabilecekleri bir alt alana- geçebilecekleri anlamına gelir. Bilimi yükseltmeyi amaçlayan bu aşırı uzmanlaşma, bilimin kendisine zarar vermenin yanı sıra, sanat ve bilim arasındaki mesafeyi de genişletti. Çünkü, bir birey veya alan bir fikir veya araştırmaya daha fazla odaklanınca, diğer her konu rafa kaldırılır. Ancak, sanayi devriminin dördüncü jenerasyonu Endüstri 4.0 ile birlikte, şimdilerde, bilimsel deney ve yaratıcı ifadelerin işbirliği yapması her zamankinden daha fazla gerekli. Bilim ve sanat ilişkisi, sürekli büyüyen küresel nüfusun ihtiyaç, talep ve isteklerini yönlendirmek için gerekli olacak. Sanat ve Bilim Arasındaki Uzun Süreli Diyalog Değişebilir 19. yüzyılın ilk yarısında icat edilen fotoğraf, bilim ve görsel sanatların evliliğinden doğdu. Yine de fotoğrafçılığın nasıl sınıflandırılacağından hala emin değiliz gibi görünüyor: bir sanat mı yoksa bilim mi? Kamera, ilk kullanıcıları olan botanikçi ve arkeologlar tarafından bilimsel bir cihaz olarak kullanmaya başladı. Bununla birlikte, sanatçıların kameranın ifade, keşif ve içebakış potansiyelini farketmeleri ile sanatsal bir araca dönüşmesi uzun sürmedi. Ancak, fotoğrafçılığın küçük görülmediğini söyleyemeyiz. Pek çok insan, özellikle de zamanın hanımları, geleneksel tarzdaki yağlı boya portrelere kıyasla gerçeği olduğu gibi yansıtan fotoğrafları beğenmediler. Eleştirilerden bağımsız olarak, eğer teknoloji sanatı arttırdığında, sanat da aynı şeyi bilim için yapmayı başarır. Örneğin, John Gould (1804-1881) Darwin'in ispinozlarını tanımlamaya ve boyamaya yardımcı oldu, ki bu daha sonra evrim teorisindeki en merkezi argümanlardan biri olacaktı. Apple Inc.'in olağanüstü başarısının, kısmen kurucusunun sanatsal ruhuna atfedildiği iddia edilebilir. Steve Jobs, Apple cihazlarının üretimine sanatsal olarak yaklaşıyor ve bir bilgisayarı sanat eseri olarak kabul ediyordu. Sanat ve bilim arasındaki ilişki uzun zamandan beri var. Şimdi, devam etmekte olan dijital devrim ile birlikte, çok ihtiyaç duyulan bir artış elde etti. Dijitalleştirme, sanat ve teknoloji arasındaki yakınlaşmayı hızlandırıyor ve iki alanın birleşimi için elverişli bir ortam sağlıyor. Bilim ve sanat arasındaki kavşakta her fırsatta yeni ifade ve keşif biçimleri ortaya çıkmakta. Bu yeni gelişmeler, titiz bilimsel yaklaşımın gücünü, yaratıcı sanatların öznelliği ve deneyselliği ile birleştiriyor. CGI, animasyon ve sanal heykel gibi “dijital sanatlar”, yaratıcı teknolojide bir araç olarak dijital teknolojiyi kullanıyor. Sanat Gerçeği Ortaya Çıkarmak İçin Yalanları Kullanır Sanatsal kreasyonlar, sanatçının öznel ifadesinin sonucudur. Ancak, bu ifade aynı zamanda izleyicinin kendi öznel zevkine de bağlıdır. Başka bir deyişle, sanatın gerçeğe saygısızlığı var mı? Sanat doğal olarak aldatıcı mıdır? Picasso bir keresinde “sanat bir yalan, ama gerçeği bildiğimiz bir yalan” demiştir. Çağdaş dünyada sanat, akıl veya gerçeklikten çok duygu ve izlenimlerle ilişkilendirilir. Gerçekliğin bir asırdan fazla bir süredir sanatta yeri olmadığını anlamak için Van Gogh’un ayçiçeklerine veya Picasso’nun yaşamına şöyle bir göz atmak yeterlidir. Sürrealist çalışmalarda gerçeklik daha da bükülüyor. Dali’nin “Plajda Yüz ve Meyve Tabağı” eserinde gerçekliğin yorumlanması o kadar gerçek dışı ki, daha fazla gerçek dışı olamazdı diye düşünüyor olabilirsiniz, bu konuda haklısınız. Ancak, çoğu sanat eserinde olduğu gibi, göründüğünden çok daha fazlası var. Resmin gerçek dünya gerçeğiyle olan ilişkisi belli belirsiz görünüyor. Yine de, bu, eserde hiçbir gerçeklik olmadığı anlamına gelmez. İlk bakışta, kumsalda, içinde armutlar olan çanak şeklindeki bir nesneye gömülü gizemli yüzü görüyorsunuz. Ancak daha yakından incelendikten sonra insanlar ve manzara gibi diğer şeyler de ortaya çıkmaya başlıyor. Dali, gerçekliğin dünyadaki dalgalı doğası hissini uyandırmak için üst üste binen çok katmanlı “gerçek” görüntülerle gerçeği kendi tarzında yansıtıyor. Sanat Tarihindeki Resim Akımları Nelerdir? Modern çağın birçok sanatçısında olduğu gibi, gerçekçilik Dali için bir sorun değildi. Sanatın kendisi için de değildi. Dali'nin yükseltmeye çalıştığı soru ortak bir sorudur: Sanat nedir? Bu sanat hangi gerçeklik biçimine aittir? Bu bir algı meselesidir. Fiziksel alandaki bilincin yerini bulma çabasıdır. Bu düşünce, gerçekliğin yorumlanışının gerçeklerden nasıl uzakta olabileceğini aydınlatıyor. Bu, bir anlamda, kendi modern bilimsel bakış açımızın merkezi inançlarından biridir. Einstein'dan beri, bilimin temel ilkelerinden biri gerçekliğimizin kesin olmadığı olmuştur(Görelilik Kuramı). Daha önce gerçek olarak kabul ettiğimiz her şey şimdi sorgulanabilir ve doğru olarak kabul edilmesi için hiçbir şey yapamayız. Bilim ve sanat ayrı yönlere seyahat ederek başlasa da, aynı sonuca varmış gibi görünüyor. Yani: Gerçekten hiçbir şey hakkında fazla bir fikrimiz yok. Gerçekçilikten -ya da gerçekliğin yoksunluğundan- bahsedecek olursak ham dijital verilerden daha “gerçek” olabilecek birkaç şey vardır. Rakamlar ve istatistikler, gerçekliği olduğu gibi -veya en azından gördüğümüz gibi- gösterirler. İşletmeler, IoT ve diğer ticari uygulamaların ötesinde, Big Data ayrıca dijital sanatçılar için bir tuval sunuyor. Veri görselleştirme, verinin, dijital gerçekliğin görünmez tarafını görmemizi sağlayan bir araç olduğu yeni bir sanat formudur. Bu sadece saf sanatsal değer için değil, aynı zamanda bilimsel uygulamalarda da uygulanabilir. Fotoğrafçılıkta olduğu gibi, bilim ve sanat arasındaki çizgi tamamen aracın uygulanmasına dayanır. Sanat ve Bilim İlişkisi: Karşılıklı Rol Oynama Kuşkusuz, sanat ve bilim iki farklı yolda ilerlemektedir. Ancak, genellikle aynı yönde yan yana giderler. Dahası, aralarında zaten kurulmuş olan bağlayıcı yollar var. Bilim ve sanat birbirlerini benzerlikleriyle değil, yaratıcı bir diyaloga izin veren farklılıklarıyla tamamlayabilirler. Bir bilim adamı-sanatçı olan Zachary Copfer, sıradışı bir sanat eseri yaratmak için fotografik süreci biyolojik uygulamalarla birleştirir. "Bakteriyografi" tekniği, fotoğrafçılıktaki karanlık oda sürecine benzer. Ancak, bir petri kabında ultraviyole ışınları ve canlı bakteri kolonisi kullanır. Tarihsel bilim ve sanat figürlerinin şaşırtıcı portrelerini yaratan Copfer, "sanatçı olarak maskelenen bir mikrobiyolog" olduğundan emin değil. Yoksa mikrobiyolog olarak maskelenen bir sanatçı mı? Bilimsel toplumlar arasında disiplinlerarası diyalog için çalışan bir kuruluş olan Malzeme Araştırma Topluluğu(MRS), bilimin sanatsal astarının farkında.Yaklaşık on yıldır, MRS, yılda iki kez “Sanat Olarak Bilim” yarışmasını düzenlemeyi sürdürüyor. Bu etkinlikte, bilim adamları nanopartiküller ve kristaller gibi malzemelerini çarpıcı birer görünüme sahip sanat eserleri olarak sergiliyorlar. Hem sanat hem bilim sayılan sanat terapisi, insan bilimlerinin bir disiplinidir. İyileşme sürecine bir araç olarak sanat ekleyerek psikoterapi alanını genişletir. “Sanat Terapisi”, psikoloji bilimsel teorileri ile birlikte, terapötik amaçlar için kullanılan çeşitli sanatsal uygulamaları (resim, dans, fotoğraf vb.) Bir araya getirir. Sonuç olarak, sanat ve bilim arasındaki sınır hep bulanıktır. Uzmanlık gelişimi ve bu alanların kurumsallaşması, sanat ve bilimin nasıl etkileşime girdiği ile ilgili bazı alanlarda küçük bir ayrılığa yol açsa da, bağları tamamen koparamamıştır. Bilim ve Sanat İlişkisi Kollektif İnsan Bilincini Geliştirebilir Aslında günümüzde, bilim ve sanat ilişkisinin her zamankinden daha güçlü olduğu söylenebilir. Her iki çalışma da, evreni içe dönük tefekkür veya deney ve çalışma yoluyla anlamaya çalışıyor. Toplumun -ve dolayısıyla gerçekliğimizin- değiştiği hızla gelişen bir dünyada bilim ve sanatın her zamankinden daha fazla birlikte çalışması gerekir. Birlikte, kollektif insan bilincini geliştirebilirler. Sizce bilim ve sanatın buluştuğu diğer alanlar ya da ikisinin birbirini zenginleştirebileceği diğer yollar neler olabilir? (More)

Büyük Piramitlerden Albert Einstein'a, bakteriyografi ve sanat terapisine, sanat ve bilim birbirlerinin kendi gerçeklik ifadelerini derinleştirmelerini sağlarlar. Bu yazımızda, sanat ve bilim arasında nasıl bir ilişki olduğunu inceliyoruz. Yazımızda, çeşitli sanat etkinliklerinde yer alan sanat ve bilim ilişkisi konulu sanat eserlerine de yer veriyoruz.
“Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizem. Gerçek sanat ve bilimin kaynağı budur.” Albert Einstein
bilim sanat müzesi Kısaca tanımlayacak olursak, sanat bir ifade ürünüdür. Temelde, sanatla ilgilenmek, ya gerçekliğimizi anlamlandırmak ya da sanatçının kendisinin bilincinin bir tezahürünü oluşturmak için yaptığı bir eylemdir. Öte yandan, bilim, evrensel, tartışılmaz gerçekleri bulmak için çevremizdeki dünyanın keşfidir. Kısacası, bilim dış dünyayla ilgiliyken sanat içseldir. Bilimin dış gerçekliği anlamak için kullanılırken, sanatın bilinci anlamak için kullanıldığını söyleyebilirsiniz. Açıkçası, “sanat nedir?” “bilim nedir?”den çok daha tartışmalı bir sorudur. Biz burada genel tanımlardan yola çıkıyoruz. Eğer yazdıklarımıza katılmıyor veya sanat algınızın bizlere yeni bakış açıları kazandırabileceğini düşünüyorsanız lütfen fikirlerinizi bizimle paylaşın. Gerçek ve güzellik karışabilir mi? Bir bilim eserinin bir sanat eseri olması ya da tam tersi olması mümkün mü? Her şeyden önce, sanat ve bilim arasındaki bağlantı nedir? Hangisi çizgiyi nereye çekiyor? Hatta bir çizgi var mı? bilim ve sanat ilişkisi alice in wonderland 2

Bilim ve Sanat İlişkisi: İki Kültür Arasındaki Duvarın Yıkılması

7 Mayıs 1959'da Cambridge'deki Senato Evinde verilen bir konferansta Charles Percy Snow, bilim ve sanatın iki ayrı kültürde geliştiğini savundu. Snow, hem sanat dünyasında hem de bilim alanında göze çarpan biriydi, bir romancı ve fiziksel kimyacıydı. Sanat ve bilim ayrılığını insan toplumunun ilerlemesinin önündeki en büyük engel olarak görüyordu.
Edebiyatla iç içe olmaktan çekinen bilim insanları ve bilimsel yöntemi görmezden gelen sanatçılar hakkında endişeleri vardı. Bu durum bir norm haline gelirse, Snow, “iki kültürün” birleşmesine yardımcı olan köprülerin kaybolacağını öngörüyordu. Snow'a göre, ancak bu köprüler hayatta kalırsa kollektif insan aklı büyüyebilirdi. 60 yıl önce Snow'un tasvir ettiği şekliyle sanat ve bilim arasındaki ilişki buydu. Bir entomolog ve bir performans sanatçısı düşünün; bu iki kişiyi bir araya getiren herhangi bir şey var mı? Sanat ve bilim arasındaki bu keyfi ikiliğin göreceli olarak yeni bir fenomen gibi göründüğü söylenebilir. Ancak, geçmişte, büyük aydınlanma dönemlerinde, bilimsel devrimlere çoğunlukla sanatsal bir patlama eşlik ediyordu. Uzun, karanlık, şiddetli ve verimsiz bir büyünün ardından Avrupa’yı yeniden başlatan Rönesans bunun bir örneği. Her ne kadar öncelikle yeni bir bilimsel ruhla canlandırılmış ve yönlendirilmiş olsa da, Rönesans dönemi sanat için de önemli bir dönemdi. Bilim ve sanat o zamanlar o kadar derin bir şekilde birbirine bağlanmışlardı ki, ikisinden tek bir olguymuş gibi bahsedilebiliyordu. Rönesans evrenselci ruhunu örnekleyen en iyi figür, aynı anda hem matematikçi, hem ressam hem de mucit olan Leonardo da Vinci'dir. Ancak, bu  yalnızca bir argüman. Diğer sanatsal ve bilimsel hareketlere bakmak da önemlidir. Bilimdeki bir gelişme sanatta bir gelişime neden olur mu? Yoksa yaratıcı ifade bilimsel deneylere mi yol açar? Çoğu zaman, bu hareketler eşzamanlıdır çünkü arkalarındaki nedenler aynıdır. Ekonomik refah, ideolojik özgürlük, geniş bir kültürel fikir alışverişi, materyal ve beceri gelişimi, sanatsal ve bilimsel ifadelerin gelişimine katkıda bulunur.
Antik uygarlıkların tümüne olmasa da önemli bir kısmına bakıldığında, sanatsal ve kültürel simgelerin çoğu pratik bir amaca bağlanır. Büyük Piramitlere bakın. Elbette harika bir mühendislik çalışması, ancak sanatsal güzelliği de inkar edilemez. Akropolis, Babil'in Asma Bahçeleri, Yasak Şehir, Kolezyum, Jetavanaramaya, Chichen Itza ve hatta Empire State Binası gibi mimari harikası yapılar da ekonomik refah ve ulusal gurur, güç ve ifade ile bağlantılıdır. babilin asma bahçeleri 2

Sanat ve Bilim, İnsani Gelişme, Refah ve Üretkenlik İfadeleriyle Bağlantılıdır

Silikonlar Vadisi'nden önce, San Francisco Körfez Bölgesi bir sanatsal ifade alanıydı. Bunun 18. ve 19. yüzyıllarda Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan uzmanlaşma eğiliminin bir sonucu olduğuna dair kanıtlar var. İşçiler, genel emekçilerden belirli görevlere sahip çalışanlara dönüştükçe daha çok zamanları ve enerjileri olmaya başladı. Böylelikle, bilim ve teknoloji, ve endüstrinin en niş alanlarında yeniliklere ve gelişmelere daha fazla önem verebildiler. Uzmanlık, sürekli büyüyen bir bilgi birikimi ile başa çıkmayı, endüstrinin çeşitli çabalarını etkin bir şekilde organize etmeyi, bir alanı standartlaştırmayı, toplumu ve ekonomiyi bir bütün olarak iyileştirmeyi ve geliştirmeyi mümkün kıldı. sanayi devrimi ve sanat 2 Bilim adamları için daha dar bir çalışma alanı, araştırmalarında daha derinlere dalma fırsatı verir. Bu, artık bir disiplinden bir alana -daha önce hiç mümkün olmayacak kadar zaman ve çaba harcayabilecekleri bir alt alana- geçebilecekleri anlamına gelir. Bilimi yükseltmeyi amaçlayan bu aşırı uzmanlaşma, bilimin kendisine zarar vermenin yanı sıra, sanat ve bilim arasındaki mesafeyi de genişletti. Çünkü, bir birey veya alan bir fikir veya araştırmaya daha fazla odaklanınca, diğer her konu rafa kaldırılır. Ancak, sanayi devriminin dördüncü jenerasyonu Endüstri 4.0 ile birlikte, şimdilerde, bilimsel deney ve yaratıcı ifadelerin işbirliği yapması her zamankinden daha fazla gerekli. Bilim ve sanat ilişkisi, sürekli büyüyen küresel nüfusun ihtiyaç, talep ve isteklerini yönlendirmek için gerekli olacak.

Sanat ve Bilim Arasındaki Uzun Süreli Diyalog Değişebilir

19. yüzyılın ilk yarısında icat edilen fotoğraf, bilim ve görsel sanatların evliliğinden doğdu. Yine de fotoğrafçılığın nasıl sınıflandırılacağından hala emin değiliz gibi görünüyor: bir sanat mı yoksa bilim mi? Kamera, ilk kullanıcıları olan botanikçi ve arkeologlar tarafından bilimsel bir cihaz olarak kullanmaya başladı. Bununla birlikte, sanatçıların kameranın ifade, keşif ve içebakış potansiyelini farketmeleri ile sanatsal bir araca dönüşmesi uzun sürmedi. Ancak, fotoğrafçılığın küçük görülmediğini söyleyemeyiz. Pek çok insan, özellikle de zamanın hanımları, geleneksel tarzdaki yağlı boya portrelere kıyasla gerçeği olduğu gibi yansıtan fotoğrafları beğenmediler. Eleştirilerden bağımsız olarak, eğer teknoloji sanatı arttırdığında, sanat da aynı şeyi bilim için yapmayı başarır. Örneğin, John Gould (1804-1881) Darwin'in ispinozlarını tanımlamaya ve boyamaya yardımcı oldu, ki bu daha sonra evrim teorisindeki en merkezi argümanlardan biri olacaktı. Apple Inc.'in olağanüstü başarısının, kısmen kurucusunun sanatsal ruhuna atfedildiği iddia edilebilir. Steve Jobs, Apple cihazlarının üretimine sanatsal olarak yaklaşıyor ve bir bilgisayarı sanat eseri olarak kabul ediyordu. Sanat ve bilim arasındaki ilişki uzun zamandan beri var. Şimdi, devam etmekte olan dijital devrim ile birlikte, çok ihtiyaç duyulan bir artış elde etti. Dijitalleştirme, sanat ve teknoloji arasındaki yakınlaşmayı hızlandırıyor ve iki alanın birleşimi için elverişli bir ortam sağlıyor. Bilim ve sanat arasındaki kavşakta her fırsatta yeni ifade ve keşif biçimleri ortaya çıkmakta. Bu yeni gelişmeler, titiz bilimsel yaklaşımın gücünü, yaratıcı sanatların öznelliği ve deneyselliği ile birleştiriyor. CGI, animasyon ve sanal heykel gibi “dijital sanatlar”, yaratıcı teknolojide bir araç olarak dijital teknolojiyi kullanıyor.

Sanat Gerçeği Ortaya Çıkarmak İçin Yalanları Kullanır

Sanatsal kreasyonlar, sanatçının öznel ifadesinin sonucudur. Ancak, bu ifade aynı zamanda izleyicinin kendi öznel zevkine de bağlıdır. Başka bir deyişle, sanatın gerçeğe saygısızlığı var mı? Sanat doğal olarak aldatıcı mıdır? Picasso bir keresinde
“sanat bir yalan, ama gerçeği bildiğimiz bir yalan”
demiştir. Çağdaş dünyada sanat, akıl veya gerçeklikten çok duygu ve izlenimlerle ilişkilendirilir. Gerçekliğin bir asırdan fazla bir süredir sanatta yeri olmadığını anlamak için Van Gogh’un ayçiçeklerine veya Picasso’nun yaşamına şöyle bir göz atmak yeterlidir. van gogh ayçiçekleri 2 Sürrealist çalışmalarda gerçeklik daha da bükülüyor. Dali’nin “Plajda Yüz ve Meyve Tabağı” eserinde gerçekliğin yorumlanması o kadar gerçek dışı ki, daha fazla gerçek dışı olamazdı diye düşünüyor olabilirsiniz, bu konuda haklısınız. apparition-of-face-and-fruit-dish-on-a-beach 2 Ancak, çoğu sanat eserinde olduğu gibi, göründüğünden çok daha fazlası var. Resmin gerçek dünya gerçeğiyle olan ilişkisi belli belirsiz görünüyor. Yine de, bu, eserde hiçbir gerçeklik olmadığı anlamına gelmez. İlk bakışta, kumsalda, içinde armutlar olan çanak şeklindeki bir nesneye gömülü gizemli yüzü görüyorsunuz. Ancak daha yakından incelendikten sonra insanlar ve manzara gibi diğer şeyler de ortaya çıkmaya başlıyor. Dali, gerçekliğin dünyadaki dalgalı doğası hissini uyandırmak için üst üste binen çok katmanlı “gerçek” görüntülerle gerçeği kendi tarzında yansıtıyor.

Sanat Tarihindeki Resim Akımları Nelerdir?

Modern çağın birçok sanatçısında olduğu gibi, gerçekçilik Dali için bir sorun değildi. Sanatın kendisi için de değildi. Dali'nin yükseltmeye çalıştığı soru ortak bir sorudur: Sanat nedir? Bu sanat hangi gerçeklik biçimine aittir? Bu bir algı meselesidir. Fiziksel alandaki bilincin yerini bulma çabasıdır. Bu düşünce, gerçekliğin yorumlanışının gerçeklerden nasıl uzakta olabileceğini aydınlatıyor. Bu, bir anlamda, kendi modern bilimsel bakış açımızın merkezi inançlarından biridir. Einstein'dan beri, bilimin temel ilkelerinden biri gerçekliğimizin kesin olmadığı olmuştur(Görelilik Kuramı). Daha önce gerçek olarak kabul ettiğimiz her şey şimdi sorgulanabilir ve doğru olarak kabul edilmesi için hiçbir şey yapamayız. Bilim ve sanat ayrı yönlere seyahat ederek başlasa da, aynı sonuca varmış gibi görünüyor. Yani: Gerçekten hiçbir şey hakkında fazla bir fikrimiz yok. Gerçekçilikten -ya da gerçekliğin yoksunluğundan- bahsedecek olursak ham dijital verilerden daha “gerçek” olabilecek birkaç şey vardır. Rakamlar ve istatistikler, gerçekliği olduğu gibi -veya en azından gördüğümüz gibi- gösterirler. İşletmeler, IoT ve diğer ticari uygulamaların ötesinde, Big Data ayrıca dijital sanatçılar için bir tuval sunuyor. Veri görselleştirme, verinin, dijital gerçekliğin görünmez tarafını görmemizi sağlayan bir araç olduğu yeni bir sanat formudur. Bu sadece saf sanatsal değer için değil, aynı zamanda bilimsel uygulamalarda da uygulanabilir. Fotoğrafçılıkta olduğu gibi, bilim ve sanat arasındaki çizgi tamamen aracın uygulanmasına dayanır.

Sanat ve Bilim İlişkisi: Karşılıklı Rol Oynama

Kuşkusuz, sanat ve bilim iki farklı yolda ilerlemektedir. Ancak, genellikle aynı yönde yan yana giderler. Dahası, aralarında zaten kurulmuş olan bağlayıcı yollar var. Bilim ve sanat birbirlerini benzerlikleriyle değil, yaratıcı bir diyaloga izin veren farklılıklarıyla tamamlayabilirler. Bir bilim adamı-sanatçı olan Zachary Copfer, sıradışı bir sanat eseri yaratmak için fotografik süreci biyolojik uygulamalarla birleştirir. "Bakteriyografi" tekniği, fotoğrafçılıktaki karanlık oda sürecine benzer. Ancak, bir petri kabında ultraviyole ışınları ve canlı bakteri kolonisi kullanır. Tarihsel bilim ve sanat figürlerinin şaşırtıcı portrelerini yaratan Copfer, "sanatçı olarak maskelenen bir mikrobiyolog" olduğundan emin değil. Yoksa mikrobiyolog olarak maskelenen bir sanatçı mı? mrs sanat olarak bilim 2 Bilimsel toplumlar arasında disiplinlerarası diyalog için çalışan bir kuruluş olan Malzeme Araştırma Topluluğu(MRS), bilimin sanatsal astarının farkında.Yaklaşık on yıldır, MRS, yılda iki kez “Sanat Olarak Bilim” yarışmasını düzenlemeyi sürdürüyor. Bu etkinlikte, bilim adamları nanopartiküller ve kristaller gibi malzemelerini çarpıcı birer görünüme sahip sanat eserleri olarak sergiliyorlar. Hem sanat hem bilim sayılan sanat terapisi, insan bilimlerinin bir disiplinidir. İyileşme sürecine bir araç olarak sanat ekleyerek psikoterapi alanını genişletir. “Sanat Terapisi”, psikoloji bilimsel teorileri ile birlikte, terapötik amaçlar için kullanılan çeşitli sanatsal uygulamaları (resim, dans, fotoğraf vb.) Bir araya getirir. Sonuç olarak, sanat ve bilim arasındaki sınır hep bulanıktır. Uzmanlık gelişimi ve bu alanların kurumsallaşması, sanat ve bilimin nasıl etkileşime girdiği ile ilgili bazı alanlarda küçük bir ayrılığa yol açsa da, bağları tamamen koparamamıştır.

Bilim ve Sanat İlişkisi Kollektif İnsan Bilincini Geliştirebilir

Aslında günümüzde, bilim ve sanat ilişkisinin her zamankinden daha güçlü olduğu söylenebilir. Her iki çalışma da, evreni içe dönük tefekkür veya deney ve çalışma yoluyla anlamaya çalışıyor. Toplumun -ve dolayısıyla gerçekliğimizin- değiştiği hızla gelişen bir dünyada bilim ve sanatın her zamankinden daha fazla birlikte çalışması gerekir. Birlikte, kollektif insan bilincini geliştirebilirler. Sizce bilim ve sanatın buluştuğu diğer alanlar ya da ikisinin birbirini zenginleştirebileceği diğer yollar neler olabilir?

July 12, 2019, 8:51 p.m.

ArticleRecommended For You

Enerji Kaynağı Olmadan Maddeleri Soğutan Element Keşfedildi!

+1

Enerji kaynağı olmadan maddeleri ciddi anlamda soğutan bir teknoloji keşfedildi. Zürih Üniversitesi bünyesinde yürütülen bir çalışma ile hiçbir enerji kaynağı kullanmadan maddeleri soğutabilen bir keşif yapıldı. Bu sayede enerji kaynağına ihtiyaç duyulmadan, bir maddenin 47 dereceye varıncaya kadar ısı enerjisini kaybetmesi sağlanacak. Bilim dünyası bu derinlemesine hükmeden haberle çalkalanıyor. Enerji Kaynağı Olmadan Maddeleri Soğutan Cihaz İcat Edildi! Enerji kaynağı olmadan maddeleri soğutan cihaz, büyük bir vaat ile tüm Dünya bilim arşivlerine tanıtıldı. Herhangi bir somut enerji kaynağına bağlanmadan veya enerji tüketimi yapmadan bu işi gerçekleştiren cihaz, kaynar bir suyu oda sıcaklığına kadar indirebiliyor. Ayrıca Zürih Üniversitesi bünyesinde çalışan fizik ekipleri, bu olayın tamamen fizik yasaları çerçevesinde gerçekleştiğini iddia ediyor. Bu element içerikli cihaz ile yapılan deneyde, ünlü fizikçilerden oluşan bir ekip toplamda 100 santigrat derece olan bir bakır parçasını, oda sıcaklığında olan bir ortamda 2 santigrat dereceye kadar düşürmeyi başardı. Bunu yaparken keşfedilen yeni elementler arasında yer alan Peltier yapısı, bu ısı düşürme hadisesini hiçbir kaynaktan güç almadan gerçekleştirdi. Enerji kaynağı olmadan yapılan bu deney, birçok soğutma işleminin geleceğini değiştirebilir. Peltier Soğutucu Büyük Sorunları Çözebilir! Enerji kaynağı olmadan maddeler üzerinde ciddi soğutma işlemleri yapabilen bu madde ve bununla entegre olarak çalışan cihaz, gelecekte soğutma işlemi için ön planda kullanılan materyaller arasında yer alabilir. Fizikçilerden oluşan bir ekip, oldukça güçlü bir maddeyi işleyerek kullanmayı başardı. Peltier soğutucu kavramı zaten Dünya bilim insanları arasında hakimdi ancak ilk kez bu kadar somut bir deney ile gözlem yapıldı. Henüz yeterli kaynak olmadığı için toplu işlemler için uygun görülmeyen bu yöntem, katı haldeki bir maddeyi sıvı yapıya getirinceye kadar soğutabiliyor. Enerji kaynağı olmadan yaşanan ısı kaybı, maddelerin ciddi anlamda soğumasına ve madde formu açısından şekil değiştirmesine neden oluyor. Yenilikçi soğutma teknolojileri arasında yer alacak olan bu sistem, halen yürütülen çalışmalar ile gündemdeki varlığını koruyor. Çalışmanın yakında daha çok veriye ulaşacağı ve daha faydalı hale geleceği tahmin ediliyor. Konu, Profesör Andreas Schilling tarafından takip ediliyor. Apex Legends Octane Fırlatma Rampaları Keşfedildi   (More)

Enerji kaynağı olmadan maddeleri ciddi anlamda soğutan bir teknoloji keşfedildi. Zürih Üniversitesi bünyesinde yürütülen bir çalışma ile hiçbir enerji kaynağı kullanmadan maddeleri soğutabilen bir keşif yapıldı. Bu sayede enerji kaynağına ihtiyaç duyulmadan, bir maddenin 47 dereceye varıncaya kadar ısı enerjisini kaybetmesi sağlanacak. Bilim dünyası bu derinlemesine hükmeden haberle çalkalanıyor.

Enerji Kaynağı Olmadan Maddeleri Soğutan Cihaz İcat Edildi!

Enerji kaynağı olmadan maddeleri soğutan cihaz, büyük bir vaat ile tüm Dünya bilim arşivlerine tanıtıldı. Herhangi bir somut enerji kaynağına bağlanmadan veya enerji tüketimi yapmadan bu işi gerçekleştiren cihaz, kaynar bir suyu oda sıcaklığına kadar indirebiliyor. Ayrıca Zürih Üniversitesi bünyesinde çalışan fizik ekipleri, bu olayın tamamen fizik yasaları çerçevesinde gerçekleştiğini iddia ediyor. enerji kaynağı kullanmadan Bu element içerikli cihaz ile yapılan deneyde, ünlü fizikçilerden oluşan bir ekip toplamda 100 santigrat derece olan bir bakır parçasını, oda sıcaklığında olan bir ortamda 2 santigrat dereceye kadar düşürmeyi başardı. Bunu yaparken keşfedilen yeni elementler arasında yer alan Peltier yapısı, bu ısı düşürme hadisesini hiçbir kaynaktan güç almadan gerçekleştirdi. Enerji kaynağı olmadan yapılan bu deney, birçok soğutma işleminin geleceğini değiştirebilir.

Peltier Soğutucu Büyük Sorunları Çözebilir!

Enerji kaynağı olmadan maddeler üzerinde ciddi soğutma işlemleri yapabilen bu madde ve bununla entegre olarak çalışan cihaz, gelecekte soğutma işlemi için ön planda kullanılan materyaller arasında yer alabilir. Fizikçilerden oluşan bir ekip, oldukça güçlü bir maddeyi işleyerek kullanmayı başardı. Peltier soğutucu kavramı zaten Dünya bilim insanları arasında hakimdi ancak ilk kez bu kadar somut bir deney ile gözlem yapıldı. enerji kaynağı olmadan Henüz yeterli kaynak olmadığı için toplu işlemler için uygun görülmeyen bu yöntem, katı haldeki bir maddeyi sıvı yapıya getirinceye kadar soğutabiliyor. Enerji kaynağı olmadan yaşanan ısı kaybı, maddelerin ciddi anlamda soğumasına ve madde formu açısından şekil değiştirmesine neden oluyor. Yenilikçi soğutma teknolojileri arasında yer alacak olan bu sistem, halen yürütülen çalışmalar ile gündemdeki varlığını koruyor. Çalışmanın yakında daha çok veriye ulaşacağı ve daha faydalı hale geleceği tahmin ediliyor. Konu, Profesör Andreas Schilling tarafından takip ediliyor.

Apex Legends Octane Fırlatma Rampaları Keşfedildi

 

April 20, 2019, 5:05 p.m.